Friday, November 11, 2011

10 gunluk blog

Zamanim yok yazmaya dostlar...

Gecen haftasonu Fransa sinirinda bir daga gittik, ismi La Morina. Arkadaslar dostlar..... Ertesi gun zorlu bir yuruyuse ciktik, yagmur yagiyordu, 5 kat giyindim...
Yemeklerde servis yoktu, tabaklari mutfaga biz goturduk, malum hostel; boyle seylerin yasanmasi normal.
Ormanda yururken kaybolduk, sonra dagdan koye inip sora sora bulduk yoksa vay halimizeydi, bizim icin endiselenmisler.
Isabel'in arkadasinin restoraninda yemek yedik, hayatimda yedigim en lezzetli yemeklerdendi, sefin adi xavier ama soyadini hatirlayamiyorum.
Anlatacaklarim var anlatamiyorum burda, afs izin vermiyor haha.
Elisabet bana masaj yapti.
Hafta ici tirmanmaya gittim yine arkadaslarla.
Biyoloji kitabimi kaybettim sandim, sonra buldum okulda.
Arkadaslarimdan cok guzel bir mektup aldim, cok mutlu ettiler beni.
Filmler izledim.
Cumartesi gunu barselonada yasayan bir arkadasimla bulusacagim, afs-ispanyadan once taniyorum; dunya kucuk bak firsat oldu bulusacagiz.
Dun aksam montse'nin evine aksam yemegine gittim, forcada kardeslere odevlerinde yardim ettim, pat metheny konseri hakkinda konustuk ama 85-109 euro be abicim, BIR konsere okadar vermek istiyorummmmki bu ay harcamalarim oldu veremiyorum, ehe.
Didac'la bisikletle turladik, daglari, goyumuzu... Gal.la ile karsilastim, mezarliga girdik... Bisikletle micirli yolda viraja girdim, bariyere tosladim da durdum. Boyle bir blogun yazilamama ihtimali yuksekti yoksa.
Pazar gunu barcelona'da bisiklet yarisi var, 30 km. Cumartesi erken donup dinlenebilirsem jordi ile gidiyoruz.
Piyano calmak istiyorum evde piyano yok :F
Bugun helena'yla konustuk, kurs-spor donusu........
Uykum var, istanbuldaki ogretmenime mail atamadim.
Blog yazma sikligim ve yazdiklarim gittikce azaliyor cunku ozel hayatima dair seyler yapmaya baslayabildim. Demek istedigim oh yaptim degil artik yapabiliyorum, iletisim kurabiliyorum ki yapabiliyorum. Mutluyum be blog, ama sana daha nadir ugrayacagim artik.

Sevgiler

Mert

Wednesday, November 2, 2011

AFS, pals, la castanyada

Merhaba,

Iyiyim.
2 hafta sonu once AFS kampin vardi. Africa-afs gonullum, herseyi anlattigim insan, psikologum- ile konustuk, dertlestik.
Gece bir oyun oynadik Barselona'da bir metro duragindan diger metro duragina kadar kacan AFS'lileri Barselona'da aradik ve en yakin metro istasyonuna goturduk. Cok yorucuydu. Bu aktiviteden sonra bir parka gittik, konustuk, vakit gecirdik. Parkta bir oyun aletinde - simsiki tutunuyorsunuz ve donuyorsunuz ve cok eglenceli- nerdeyse kusana kadar donduk, hahaha:D Alman bir kiz benimle bunun kac bira etkisi yaptigini tartisti, bana gore 3 ona gore 8.

Biz boyleyiz, sirin bir grubuz, orda olmayan bir kisi var; Elsa Jarbur, isvecli arkadasim, dun ulkesine dondu. Cunku ailesi ona cok kotu davraniyordu ve AFS inatla ulkesini degistirmedi. Oda dayanamadi ve gitti. Isimleri soldan yukardan sag dogru baslayip yazicam; lisa gonullu victor-paul, celine, marcello, koshiro, ronja, essi, michelle, teresa, mickey, mert, karen, maya, marcello, willow, jessica, claire, chloe, lara, nichole, gonullu-abaza ve sahil.

Burda dagcilik sporuna basladim, sinifta bir kac arkadasim da yapiyor. Spor salonunda tirmandigimiz zaman digerlerini gormekte mumkun oluyor, boylelikle okuldan sonrada istedigim/istemedigim tipleride gormek durumunda kaliyorum ki bu iyi birsey benim icin.

Haftasonu karen ve bir arkadasiyla kahvaltiya gittik barcelonaya, arkadasinin adi Jordi, 2r batxillerat karen gibi barselona'da okulu, escinsel. Kahvaltida bikini isimli tostlardan yedik. Sonra alisveris yapmaya gittik, tirmanis, dag herneyse ayakkabisi aldim, bir kac hediye ve bileklik aldim. VE VE 2.5 ay sonra ilk defa fast-food yedim, neyse oraya gelicem. Alisveristen sonra Jordi bizden ayrildi cunku eve gidip ders calismasi gerekiyormus. Sonra bizde meyvelerimizi aldik karenla, gittik bir meydanda oturduk konustuk fotograf cektik kaykaycilari izledik sonra tak chloe aradi barselonadaymis o geldi, iste sonraaaaa KFC'ye gittik. Chloe amerikali ve Kentucky'de yasiyor, elemanlara chloe'ye bedava tavuk vermeleri icin ne kadar israr etsekte reddedildik. Yemek yedik, mun, yahudiler ve toplumlarin rasyonelligi hakkinda konustuk. Sonra Fnac'e gittik, bi kac kozmetik urunu aldilar, bende milleti kestim.  Sonra karen ustumde erotik bir kac hareket gosterdi, ogretti. Sonra farkli hareketli birbirimizin ustunde cesitli kombinasyonlarda denedik. Sonra yine konustuk, konustuk.

Insanin burda konusmaya ihtiyaci oluyor, lakin yeni dile cok hakim olamadiginiz icin kendinizi oldugunuz gibi anlatamiyorsunuz ya da hissettiginiz gibi, cunku farkediyorum ki insanin ana dili kimligiyle bir butun. Bir ispanyol, duygu dusuncelerini 2 aylik Turkce'yle ne kadar anlatabilir, misal...

-Gun basinda 3 euroluk barselona biletimi kaybettim ve gittim bi daha aldim. 6 Euro'ya barselona'ya gittim, bi daha ASLA! bana iyi ders oldu, 6 euro yaaa-

Sonra trene gittim, bilet aldim. Trene dogru giderken elisabet'le clara'yi gordum-iki kardesler. Onlar bana yolda eslik etti ve aksam yemegi icin eve cagirdilar. Kabul ettim. Trenden indikten sonra anneleri beni arabayla eve birakti, canim. Sonra onlara yemege gittim, judith isimli bir arkadaslariyla tanistim. Hatun guzel ancak tarzindan kaybediyor, uzgunum, kaybettin.

Yemekte spagetti, biftek, spagetti, pa amb tomaquet, salata, creme de catala ve adini hatirlamadigim bir tatli daha yedim, cok yedim :(

Elisabet'in ajandasina minik notlar yazdim. Sonra tiyatroya gittiiiiik. Hep birlikte, buenos aires'ten katalunya'ya gelen bir kadinin hikayesini anlatan monolog. Gittigimde okul arkadaslarimida gordum, oyuncu bir arkadasimin annesiymis. Onlarla da konustum, gordugume cok sevindim. Oyunun dili arjantin ispanyolcasi ve katalancaydi. Ispanyolca'yi anlayamadim, ama katalanca'nin tamamini anladim. Sonunda ulkenin nerde oldugu veya hayatini nerde yasadigin onemli degil, onemli olan hatirladiklarin, arkadaslarin ve anilarin diye bitirdi, dedim ki, sen mukemmel birisin bana bir suru duygu yasattin. 3-4 dakika alkislandi, sonra ayakta alkislandi, gozleri doldu oyuncunun, benimde dolmus olabilir hatirlamiyorum. Cunku konu sizle alakali olunca, izlediginiz seyin yasattigi cok daha yogun oluyor, turkce olsaydi bu kadar etkilenmezdim ve bu oyun turkiye'de olsaydi bu kadar etkilenmezdim belkide, bilmiyorum cok begendim.

Sonra tavuklarin yumurtladigi kucuk beyaz sey nedir, bakin az once yazdim. Sifreyle verdim ki arada google translate yapan uyaniklar oluyor burda. Neyse iste onlardan 20 tane aldik hallowen icin.

Ertesi gunu pals'a gittikAilemin yazlik evine. Ahanda boyle bir ev;


Ev ve bahcsi biraz buyukcene cunku bahcede bisiklet yarisi yaptik ama buyuk ev sevmiyorum, 15 odaya gerek yok bir evde bizim gibi bir grup gelmedikce, oda nadirdir. Denizden 4 kilometre uzaktaydik.

Pals nasil bir yer?
Gelida'dan biraz daha kucuk ve turistik bir koy. http://en.wikipedia.org/wiki/Pals

Geldigimde voleybol oynamamiz icin didac ve albert agi kuruyorlardi, onlara yardim ettim. Sonra isabel ve jordi'nin arkadaslari geld, 13 yasinda alex diye bir cocuklari var. Alex olgunlasmamis limonlari koparip firlatmayi seven, hep sikayet eden bir cocuk, oda oyle napalim.

Yemekten sonra yetiskinler sarhos oldu ve o halde bizimle voleybol oynadilar, oynamasi, izlemesi cok zevkliydi. Sonra albert ve didac havuza girdi, ben girmedim cunku o anda sicak suyumuz yoktu ve gunes batmaya baslamisti.

Ben yinede onlarin fotografini koyuyorum: alex ve albert.

Dingoyla oynadik. Aksam disari ciktik, halloween-la castanyada- icin nereye kucuk sari-beyaz 20 sey atsak analizi yaptik...............


Ertesi gun bisikletleri aldik, plaja dogru yola koyulduk.


Yolda birsuru pirinc tarlasi ve yengec vardi. Kirmizi yengeclerden, sponge bob'daki bay yengec cinsi. Heryerde yollarda bir suru olu, canli yengec. Cok komikler kiskaclarini parabol gibi yukari kaldiriyorlar ve yolun ortasinda bekleyip size saldiriya hazir bicimde bekliyorlar. Albert Amerika'dan geliyorlar dedi, ama benim neden nicin geldikleri konusunda bir fikrim yok.

Plaja ulastik, yumusak kumlar ve akdeniz. Denize girdik, 31 ekim, evet.


Kisa geciyorum,

aksam disari cikti, yumurtalari alip saat 1 gibi, 17 tanesini firlattiktan sonra bir arkadas grubu bize seslendi, biraz tinmadik cunku yumurtalarimiz var ve en azindan ben ne tepki vericeklerini bilmiyodum. Yanimiza geldik facebook'umu istediler, albert'inkinide istedikler. Sonra beyaz-sari seyleri siz mi attiniz diye sordu bende hangi yumurtalari ne kadar sacma bi soru dedm, sonra albert mert ben onlara soylemistim dedi, albert dedim fuck you. haha. Sonra albert onlara turkiyede boyle bir gelenegin oldugunu halloween'da beyaz seyler attigimizi soylemis, iyi kivirmis en azindan. Fazla yumurtalari onlara verdik sonra eve donduk. 

Guzel.

Sevgiler.

Mert





Friday, October 21, 2011

uzun hafta sonu, ozet

Merhaba!

Yazmayali cok oldu, off cok yazicam ve az zamanim var, olabilecek muhtemel bir cumle dusuklugune, hevessizlige anlayis gostereceginize inaniyorum.

Pazar gunu Isabel'in butun ailesiyle birlikte yemege gittik, biz Turkler gibi kalabalik, sesli ve sirinler. Arkadaslarimla dag tirmanmaya ve oglende birlikte vakit gecirmeyede gidebilirdim ama ailede iyidir, git bir gor bakalim nasilmis, 3 keredir seni gormek istiyorlar firsat olmadi bu firsati degerlendir, hem country house falan acar seni dedim. Iyi ki demisim, yolculuk disinda hersey guzeldi; 100kmcik. Yolda uyudum zaten ZZZZZZZZZzzzzz...

Gittik, vardik. Uzaktakilerin aksine cevresinde, nerdeyse hic ev yoktu, dagda bir kir evi gibi. Yukardakiler Isabel ve Jordi'nin kardesi. Jordi'nin kardesini sevdim, yuruyus yaparken yaklasik bir saat genelkultur konustuk. 20 yil ingiltere'de yasamis, ingiliz aksaginini cok sevdim. Giyinisi 90'lardan kalmis, ben gbegendim. Canim benim dedim, cok ama az miktarda gulumseyen biri dedim. 

Isabel'in kardesi Montser ve kizi Marta, yani teyzem ve kuzenim olurlar. Marta ilimli biri, fotografi gorunce suratindaki turk ifadesini farketmenizi anlarim, icide oyle. Ailedekilerin aksine o Ispanyolca konusuyor cunku esi Majorca'li. Kuzenim kac yasinda bilmiyorum az cok bir tahminde de bulunamadim. Moda okuluna gidiyor, on dislerinin ustunde ve dilinde birer korkunc piercing var. Sicak biri ve hep bueno-well, azizallah, oh, tamam,- diyor. O cevresinde katalanca konusuldugu icin katalanca konusuyor. Suna bir aciklik getireyim ki katalanlarin hepsi ispanyolca biliyor. Ama konusmayi tercih ederler, etmezler, beni ispanyol hukumetinden daha fazla alakadar etmez.

Umarim ilerde hic kopmayiz.

Yemegin amaci minik kuzen Sergie'nin dogum gununu kutlamakti, 15 ekimde 4 yasina basti. 

Cok tatli bisi, ona hep bu nedir bu nedir diye soruyorum, oda cevap veriyor.  Ben kelimeleri ogreniyorum oda oyun oynuyor. 
Isabel'in babasi Joan-sanirim suan evde kimse yok soramiyorum-, yani ailemizin dedesi. Benimle hep ingilizce ya da ispanyolca konusmaya calisiyor, anlamayinca yuksek sesle bagiriyor ya da anladigimi kabul ediyor. Bizimle ayni kasabada yasiyor. Buraya geldigim ilk gunlerde kapi calmisti ve dil bilmedigim halde niye yaptiysam kapiyi acmistim ve Joan gelmisti, konusamadik tabi ve iceri girdi sonra mutfaktaki sandalye ye pantolonunu birakti, ustundekini degil tabi ki elinde tuttugunu. Sonra gitti. 
Empati kurun ve neler hissettigimi bir dusunun, baya sasirmistim ama tanidiktir rahat ol mert dedim, guldum gectim.


Sergie. Bizim Alikemal gibi. Farkli tarafi kendi yemegini kendi yiyor, 4 yasinda bisiklet suruyor kendi bisikletini tasiyor ve asla aglamiyor. Benimde ilerde olursa boyle olsun.

Sagdaki bayan Isabel'in annesi. Barselona'da yasiyor, bizden 40 dakika uzak yani :) Bana hep kendi torunuymus gibi davraniyor, benim anneannem gibi, ehe. Soldaki beyefendi Sergie'nin babasi.



Anna, Sergie'nin ablasi. Benim icin Mert Izquierdo Bofill diyor ve beni gercek kuzeni saniyor, 9 yasinda oda tam bir pofuduk. 

Evde biftek yedik. Aile oldugu icin belkide bilmiyorum ama isbolumu vardi, erkekler daha az calisti ama kadinlarin hepsi esit miktarda calisti, yani burasi senin evin sen hizmet ediceksin lan durumu olmadi, Turkiye'de oluyor da, oyuzden diyorum... Yemekte ekmekleri aldim onume birsuru pa amb tomaquet yaptim, domatesli ekmek yani. Beni cezbeden tarafi domates-zeytinyagi ve PRATIK olmasi. Birde domates kizartiyorlar onu cok seviyorum, Turkiye'de de turevleri var tabiki. Yemekten sonra pastamiz geldi, Sergie'nin hediyelerini verdik. Yine cava ictik ama bu sefer az ictim, sonra fosur fosur uyuyorum...

Ciktik evden, yuruyuse. Ama yuruyusten once domuz ciftligine bakalim dedik.


Tanrim bu kadar igrenc kokan bir yer olamaz.

Isin kotu tarafi burdaki koyun gecim kaynagi domuzlarmis, heryer domuz ya da domuz pisligi kokuyor! Gorunusu komik hayvansin, sirin hayvansin ama bu kadar pis kokulmaz yani. Gerci bende butun gun kakami yesem bende kotu kokardim...
Bizim grup budur.


Daha yazamiycam, az yazicam, sikildim cunku 1.5 saat oldu.

Dun barselona macini izledik. Maci film izler gibi izliyorlar, konusulsun istemiyorlar. Kurstan Jerome adinda Fransiz bir adamla tanistim, bana fransizca ogretecek. Bakalim palavra mi yoksa gercekten ogretecek mi. Haftasonu AFS kampi var, bu aksam japon arkadasim Koshiro'nun evinde kalacagim, yarin birlikte barselonaya gidecegiz. Kasim da ya da ocakta okulun gezisi var, kayak tatili, Julie'yle birlikte gidecegiz. EGLENICEZ!

Ablamla skypte konustum, canim ozlemisim. Burda hava buz gibi olmaya basladi. Insanlar beni sevmeye basladi. Mektuplar gelmeye basladi...

Fizikten 4/10, matematikten 10.75/11 aldim.

Sevgiler

-mert




Saturday, October 15, 2011

Cursio abans de Caba

Merhaba.

Iyiyim, tesekkurler, az yorucu ve monoton bir haftayi daha geride biraktim. Suan beni alerji yapan minik yorganimi bacaklarima cektim, hava bugun sogudu.

Bu hafta burda ikinci defa bulutlari gordum-ilk defasinda dolunayin onunu kapatip gece yuruyusumuzu tatsizlastirmislardi.- Gokyuzunun derinliklerine acilan pencereler gibi, gunisiginin ilk saatlerinde yuzlerini gosterdiler bana: biraz pembe, biraz uzgun. Gecmisi kapatan islevsiz pencereler gibilerdi, ihtiyacim olmayan; bugune kadar neden karsima cikmadiklarini da anlamiyorum. Julie ile yine okula yuruyorduk her sabah ki gibi, oda bulutluydu, bugunki gibi. Bana karsi davranislari bir gunde degisti, nedeniyle ilginlenmekle birlikte dusunmek istemiyorum. Yakin arkadaslar ya da fazlalarinin zamana ihtiyaclari vardir, ne kadar zamana? Devinimlerin anlik oldugu ya da kontrol edildigi anlar vardir. Ben cozemedim.

 Dogum gununden 2-3 gun once J ile bir yeni yil muhabbeti gecti, dedim J yukardaki iyiligini versin dogum gununu unuturmuyum, hazir konu acilmisken kendi dogum gunumude soyledim, onlarda benimkini ogrensin, unutmasin.

55 yasina girdi, canim benim.

EHE!


Carsamba gunu Jordi'nin dogum gunuydu, annemlerin gonderdigi 10 kiloluk kolinin %15'i olan lokumlari ona dogum gunu hediyesi olarak verdim birde Turkiye'den alip vermeyi unuttugum kitap araliklarini verdim. Cok mutlu oldu, oldular. Bunlari nasil yaptim? Okula gitmedim cunku okul yoktu; burda Colombus gununu kutladik; http://en.wikipedia.org/wiki/Columbus_Day burda adi Fiesta Nacional olarak geciyor. Christopher Colombus'un Amerika'yi kesfetmesi yani. Detayli bilgi icin link verdim, wikipedia'dan fazla bilmiyorum. Soyleyebilecegim sey Katalanlar'in bugunu tatil olmasi disinda pek sevmedigi, cunku Colombus Ispanyol ve Katalanlar Katalan. Kahvaltimizi ettikten sonra arkadaslarimizin evine gittik. Bulusup zorlu olmayan bir parkurda-yaklasik 11km- yuruyuse cikmak uzere yola koyulduk, o anlari gunlugume soyle yazmisim:

-Bugun gunlugumden mahrem sayilmayan alintilar yapacagim-

"... Bugun Jordi'nin dogum gunu, bu yaziyi yolculugumuzda yaziyorum. Yuruyus yapiyorum daglarda yuruyorum sonra bir arkadasimizin evinde yemege gidecegiz... Ve daha once vermedigim kitap araligini hediye ettim. Keske biraz muzigim olsaydi simdi. Terledim ve duygusallastim..."

Yuruyus yaparken genelde siranin basini ben cekiyorum, kosuyorum, dinleniyorum gunluk yaziyorum sonra yoluma devam ediyorum.

Sonraki anlarimi soyle kaydetmisim:
MERT YAZAL BURDA, AYIK OLUN!

16.00

"Ebeveynlerimin arkadasilarina geldik-ondan once, yuruyusten sonra, eve gidip mayolarimizi aldik- giyindik ve havuza girdik sonra atistirdik- Atistirdigimiz seyler yesil zeytin, cips ve bira. Burda ki yesil zeytinleri sevmiyorum, aliskin degilim boyle bir garip, Isvicre peyniri gibi. "Ve yemek yedik. Burda bir arkeologla tanistim. Firat Nehri'nde kazilar yapiyormus; Suriye ve Gaziantep'te." Yemekleri cok sevdigini soyledi, sonunda Turk yemeklerinin potansiyelini bilen biriyle karsilastim dedim, cok sevindim o an. Yemek boyunca ayni Turkler gibi politika konustular ama baslik farkliydi; Katalan Devrimi. Bende zaman zaman konusmalara katildim, guleryuzlu sirin insanlara. "Yemekten sonra yani simdi sampanyalarimizi-burda cava deniyor, caba diye okunuyor- iciyoruz. Ikinci siseyi actik. Turk dilinin yapisindan konustuk, simdide iletisim kapasitesini konusuyuruz." yazmisim. Bunu yazdiktan 10 dakika sonra sezlonga uyumaya gittim, guneste vuruyordu tatli tatli...

Eve geldigimde yarin ki fizik sinavim icin calismam gerekiyordu, 1 saat kadar fizige degil ama Katalanca'ya calistim cunku bu sene gordugumuz konular benim gecen sene gordugum konular.

Persembe gunu 6.26'de olan trenimi kacirdim, bir sonrakiyle, dil kursuna, gitmek icin Helena'yi bekledim.

Size dil kursumu anlatayim:

Kac kisi oldugumuzdan emin degilim ama az cok 10 kisiyiz. Sinifta fasli, fransiz, kolombiyali, gurcistanli, ghanali, bolivyali, cinli, uruguayli, kubali insanlar var. En kucuk benim, benden sonra en genc insan 25 yasinda. Guzel yorumlari kendime saklayip, ilgi cekebileceklerini dusunduklerimi yazacagim, mesela:

Yanimdaki Cinli biraz garip, otururken ayaklarini one arkaya dogru salliyor, adimla hitap etmek yerine konusmak icin koluma vuruyor ve onunla konusurken baska yone bakiyor. Yanimdaki Gurcistan'li gece kiyafetiyle geliyor ve feci sekilde sigara kokuyor. Bolivyali arkadasin saclari cok komik, gercekten bir kirpi gibi hepsi hava dikik ve hafif arkaya yapisik. Ghanali kadin hayatimda gordugum en kalin dudaklara sahip. Urugayli kiz o kadar cekingenki birsey sormaya utaniyor. Kubali kadin yaklasik 70 yasinda ve dil ogrenmek istiyor, onu azminden dolayi gerceken tebrik ediyorum...

O insanlar icin cok fazla iyi ve kotu yorum yapabilirim. Yapmak istedigim yakin ve uzak gelecekteki hayatim icin bu farklilari sindirmis olmak. Bulundugum sinif belki 10 kisi ama her insan nerdeyse birbirinden tamamen farkli. Sadece BM tarafindan taninmis 192 ulkenin oldugunu dusunursek ve her ulkeye bolge bakimindan 100 kisi kotasini koyarsak 192.000 insan ve kombinasyonlari eder. Yazdigim farkliliklar beni rahatsiz etmiyor, sadece farkli. Farkli oldugunu dusunmesem kotu diye yazardim.

Bugunde Elisabet'le disari ciktik, saclarimi kestirdim, yarin barselona yollari tastan...
Irem Tastan'i severim.

Sevgiler.

Mert





Monday, October 10, 2011

Un altra dia

Merhaba.

Bugun de blog yazayim dedim.

Bugun pazartesi, sabah her zaman ki gibi 6.30'da once kalktim, sonra yine uyudum bi baktim saat 7.57 olmus, 13 dakika sonra arkadasim beni almaya gelecek... Ilk defa bu kadar gec kalktim, cunku 2 gun once gittigim parti ve dun aksam gec yattim. Bunlarin getirisi ise ilk ders uykusuzluk cekmek ve butun gun zombi gibi gorunmek oldu; aslinda o kadarda kotu degil ama ortalamanin altinda...

Ilk ders matematikti, koklu sayilarda eslenikle carpmayi ogrendik. Matematik ogretmeni cok hizli konusuyor, bence dusunmeden konusuyor, hosuma gitmiyor ama onu yadirgamiyorum. Biyoloji dersi bos gecti, arkadaslarimla konustum ve uyukladim. Sonra hatirlamiyorum. Ogle yemeginde yine arkadaslarimin yanina gittim ve kola ictim. Buraya geldigimden beri 2. kola icisim. Buraya geldigimden beri fast-food yemiyorum, ahhh. Ailem saglikli besleniyor ve bende onlarla birlikte yedigim icin, argo bir tabirle, arada kayniyorum... Mesela bu aksam karnibahar, patates... kremali bir corba ve et var. Paragrafin gidisatini dagitmayayim. Kolam icerken sandvicimi yemege basladim. Bugun ogrendim ki yedigim sey ordek etiymis, lezzetli lakin bir sure sonra bayiyor, kizarmisini daha cok seviyorum.

Julie bugun uzgundu neden bilmiyorum umarim onun icin hersey yolundadir. Helena'yla karsilastim, karsilastim diyorum, cunku gorusemiyoruz saatlerimiz uyusmuyor sanki, arkadasimi ozledim. Bugun hersey biraz daha iyiydi, parti ortamindaki samimiyet okulada yansidi, iyi oldu.

Fizik sinifinda, sinifa guvercin girdi ve butun sinifi ayaga kaldirdi. Aslinda bu blogu yazmamin amaci o guvercini unutmamak, haha.

Eve geldim, arkadasimla konustum sonra berbere gittim, bosuna gittim. Pazartesileri kapaliymis....Yahu adamlar o kadar rahat ki, 2.30 - 5.30 arasi ogle yemegi, is yok, pazartesi is yok, haftasonu yok, oh. Bende hergun siesta yapiyorum, bu isin sonu Turkiye'de ne olacak!? Sonra eve geldim, spor yaptim. Sonra internetten felsefe ve Turkce fizik calistim sonra arkadasim tuna tacettinoglu ile konustum, haftaya dogum gunu varmis ona kart atacagim... Simdi mutfaktayim, isabel ile konusuyoruz 5 dakikaya yemek yiyecegiz.

Sevgiler

Mert

Sunday, October 9, 2011

Dostlar, afs meeting, yemekler, videolaaar


Merhaba

Blog yazmayali bayagi olmus, 6 gune birakmayacagim artik. Istiyorum ki ben yazarken egleneyim, sizde okurken eglenin.

Ailemi, arkadaslarimi, yemekleri cok ozledim. Burda da saydiklarimdan var ama orjinalinin yerini tutmuyor, inanin. Genelde bir problem yok, bana sorarsaniz ozlemedim ama meltemle telefonda konustugumda ya da Turkiye'den bir yakinimla konustugumda bana her zaman sesin neden durgun geliyor deniyor. Normal olmayan birsey yasamamakla birlikte, bulundugum durumda, her zaman, yapabilecegimin en iyisini yapiyorum, zorluyorum. Ogreniyorum.

Ailem ve arkadaslarim, bilsinler ki kendileriyle az iletisim kurmam onlari ozlemedigim anlamina gelmiyor, hepinize sevgilerimi gonderiyorum.


Onlara deger veriyorum;
Insanin boyle dostlari bulmasi zor
(Baska insanlarin da bulundugu-sayisi cok degil- fotograflar-sayisi cok- koyardim, koymadim kalbimdeler, ehe)

Yada boyle aile
 Yada boyle abla

Ya da boyle anne...(Baba seninde fotografin vardi lakin talep cok, koymadim ;)




Evet simdi gunluk yasamimiza donelim.

Blogumun basinda yemekleri ozledigimi soylemistim. Burada genelde islenmemis gidalar yemege calisiyorlar: meyve, sebze, et, tavuk... Aksam yemeklerimizi guzel bir rutin olarak tanimlayabilirim;

Sofraya her zaman bu servis tabaklari, duruma gore ayni setin corba tabaklari konur, su getirilir, aksamlari masayi ben hazirliyorum.

Isabel ve Jordi salataya yemeyi seviyor ve her aksam -genelde kirmizi olmak uzere- sarap iciyorlar. Masada klasik katalan atistirmaliklarindan biri olan, Turkce'ye "domatesle ekmek" olarak yaptim, pa amb tomaquet var, daha once tarifini sizlere yazmistim. Onun yaninda pastirma ve salata.

Carsamba gunu 3. Ingilizce sinifinin ilk 30 dakikasina girmedim cunku muzik ogretmeniyle elektronik muzik calismalari yaptik. Okula bilgisayarimi goturdum, bana cesitli muzikler dinletti, yeni gruplar onerdi, Bjork tadinda. Esiyle yaptigi besteleri dinletti, esi sanatci ve sarki soyluyor. Besteleri disinda esinin bir kac aryasinida dinletti. Adi peter, kendisi katalan degil, slovak... Sirin mizacli, gozluklu seker gibi derler ya, oyle bi adam, hahha

Adamin fotografini cekmeyi unuttum, bi kac fotograf var ama en neti bu, lakin bu da niteliksiz...


Okula OSS-1 final matematik soru bankasi goturuyorum, baktim ki ne zaman dinlemekten sikiliyorum cikartiyorum onu cozuyorum. Bu hafta baktim cozemedim, matematik sinifinda 3 tane soru sordum, ogretmen cozemedi ve bunun ustune kitabin konu anlatimiyla cozemedigim sorularin sayfasinin fotokopisini cektirdi. Sorusunu sordugum konu koklu sayilar, 9. sinif.

Bunun uzerine kani kaynayan ispanyol gencleri hemen atildi ve soruyu cozmeye calisti, onlarda yapamadi... Onlarin soruyu cozmeye calisirkenki halleri beni cok guldurdu. Empati mekanizmam devreye girince aslinda bu olayin benim icin ironik oldugu kanisina vardim. Universite sinavi...

Cuma gunu, aksam 7.00-9.00 arasi yuruyusumuz vardi. Kopeklerimizle birlikte yola koyulduk. Jordi'nin Joan adi bir arkadasi bize eslik etti. Joan 55 yaslarinda bir matematik profesoru, bilimsel makaleler okumayi ve kucuk kopekleri seviyor. Edebiyati ve sozunun dinlenmesinden hoslanmiyor. Kucuk bir kopegi var. Biz her nasil yaptiysak, yanimiza su ve yiyecek almayi unuttugumuz icin Joan bizle butun yemeklerini paylasti, bence ozel hayatinda da bonkor biri. Guzel cikolatalara ve kuruyemislere sahip... Yolumuzun 2/5'nde bir kopek mahallesine ulastik. Boyle adlandirmamin sebebi, yolda bir tane bile insana rastlamayip, yerine, sadece kopek havlamalarina maruz kalmamizdir. Her evin bahcesinde en az 1 olmak uzere ortalama 2.5 kopek vardi. Yolda kucuk kirmizi meyvelerden yedim burda "cireran de bosc" deniyor ancak google'da aratirsaniz bulamazsaniz ben denedim, turkce karsiligi olmasina ragmen bulamadim. Bu kucuk meyveleri toplamaya calisirken ayaklarim bogurtlen calilarinin icine girdi ve cizildi. Belirli bir kac buyuk siyriga sahibim ama sorun yok. Gezinin sonlarina dogru Joan bana vocabulary ogretti. Ayrildigimizda ona matematik sorularim olursa sorup soramayacagimi sordum, memnuyetle sorabilecegimi ve bundan mutlu olacagini soyledi. Canim, umarim hesap makinesi kullanmaz.

Evimize geldik, dus aldim, skype'imi actim ve annemlerle 30 dakika kadar konustum sonra ogrendim ki aksam yemegi icin disari gidiyormusuz, kiminle gidiyormusuz? Joan ve ailesiyle hahaha. 8 dakikada dus alip giyindim. Yemek icin kafeye gittik. Joan'in esi Anna ve kizlari Galla ile tanistim. Anna ile Rupit'den tanismisligimizi vardi. Anna katalan dili ve edebiyati profesoru ve Joan gibi universitede calisiyor. Host-dad ve arkadaslarimiz isten-universiteden arkadas. Benim dil seviyemin 3 hafta icin cok cok iyi oldugunu soyledi ve tebrik etti. Kizlari galla ise 5 yasinda, cekik gozlu bir Cinli. Joan ve Anna Cin'e gittiklerinde bu kucuk sirin cinli kizi bebekken evlat edinmis... Ben risotto yemek istedim, digerleri pizza soylediler.
Yemeklerimiz geldiginde, pizzanin ustundeki kaparileri gordum ve tadini sevdigimi soyledim. Ispanyolca Alcaparra'ymis. Alkapara diye seslendiriliyor. Katalancasi ise Taperera. Katalanca'sinin kulaga daha hos geldigini soyluyorlar, Anna alkaparra dendigi zaman tuylerim diken diken oluyor dedi, haha. Yemeklerimizi yedik, guzel sohbetler edildi daha sonra kucuk Galla'nin uykusu geldigi icin arkadaslarimiz evlerine donduler, bizde evimize gittik, uyuduk, oh. 

Ertesi gun odami topladim, biraz kisisel bakim yaptim ve kagitlari, kitaplarimi duzenledim. Isabel ve Didac'la birlikte italyan aristokrasisini anlatan bir filmin yarisini izledim, onlar tamamini izledi. Sonra ders calismak icin julie'nin evine gittim, calistik, sonra film izledik sonra hava cok sogudu karnimda acikti eve geldim. Yemek yedim, giyindim sonra parti icin giyindim, 30 dk uyudum. Kalktim, arkadaslarimla bulustum sonra partiye dogru yola koyulduk. Kasabanin butun gencleri hemen hemen tren istasyonundaydi. Cavatast adli bir gunu kutlamaya gidiyorduk, cavatast denen sey sampanyadir. Sampanya'yi kutluyorlar ancak neden kutluyorlar kimsenin bir fikri yok. Ben kucuk bir arastirma yaptim, festivalin yapildigi koyun, Sant Sadurni'nin, bir sivil kurumu tarafindan ilk kez duzenlenmis. Bu arkadaslar toplaniyorlar ve bir gurme aksam yemeginde sampanyalari tadiyorlar daha sonra bu bir gelenek haline geliyor... Parti guzeldi, eglendik, geldik. 


Bugun sabah 11'de kalktim, halbuki biraz daha uyumam gerekiyordu. Kahvaltidan sonra bir yarim saat kestirdim, dus aldim ve giyindim. Bugun AFS bulusmasi Martorell'e gittik. Celine, Koshiro, Claire, Willow ve onlarin host aileleriyle birlikte Koshiro'nun evinde oglen yemegi yedik. Yemekte salsa soslu cipsler, yumurtali zeytinli ton balikli pilav-bu pilavi mayonezle yedim-, tavuk, kalamar ve sardalya baligi vardi. Tatli olarakta karpuz. Yemekte sonra uno oynadik ve gunluk yasantilarimiz hakkinda konustuk. Ozel kisimlar... Disari dolasmaya ciktik ve cok sevdigim bir arkadasim icin cok sevecegi bir hediye aldim. Lutfen kimse heyecanlanmasin herkese hediye alacagim ama onunkini bugun aldim. Butikleri gezdik. Yolda muzigi telefonundan son seste acmis bir adama rastladik, bunun uzerine Willow adami taklit etti ve ortaya boyle bir video cikti;

Eve donduk, fotograflar cekildi, bugun Michelle adinda Kanadali bir arkadasimizin dogum gunuydu, onun icin iyiki dogdun videosuda cektik;


Sevgiler

-mert







Monday, October 3, 2011

Ajanda/Cristina/Rupit

Merhaba.

Iyiyim, basliyorum.

Cuma gunu okula nasil gittim bilmiyorum; esyalarimin yarisindan fazlasini evde unuttum. Yine de makbul bir gundu. Cok hatirlamiyorum, notlar almistim ancak suan salondayim ve ayagimi burktugum icin yuruyemiyorum, oyuzden notlara bakamiyorum. Aklimda kalaniyla;

Okulda son ders cic idi. O ne diye soracak olursaniz bende bilmiyorum. Cografya, guncel teknoloji, genel kultur karisimi bir ders. Icinde evrimde var, iPhone'da var. Son derste Julie'nin ajandasina resimler cizdim, boyadim. Ders 60 dakika ve ogretmen, butun ders boyunca konustugu icin anlayamiyorum. Onumuzdeki ay anlayacagimi umuyorum... Eve geldim, uyudum-siesta.- Parti vardi, ancak Roger'in babasi hastalandigi icin hicbirimiz gidemedik, ulasim aracimiz olmadigi icin gidemedik amaaaaaaaaa, amasi bana kalsin :- )

Cumartesi gunu arkadasimin dogum gunu vardi, barselona'ya Plaça de Catalunya'ya gittik, barselona merkez yani.



Metroda boyleydik


Bu Cristina, cok sirin biri ispanyol olmasaymis turk olurmus.


Bu pofuduk arkadasimin dogum gunuydu, onunda adi Cristina.



Guzel fotograflarin hepsi, arkadasimin fotograf makinesinde kaldi, fotograflari alacagim ama blogumu guncellerim.
Barselona'ya gittik, biraz dolastik sonra bir yere oturduk ve donut yedik. Cristin'ya hediye bakmak icin diger Cristina'yla cok dolastik ama ben bisi begenemedim. Bu tur seyleri son gune birakmayacagim artik...
Sex shopa bile baktik ama yine de birsey begenemedim. Banyo icin kalp konfetiler guzeldi ama baska bir zaman artik.

Konfetilerden alacagim.

Birseyler yaptik, gunlugume yazdim. Sonra kasabamiza donduk... Once Cristina'nin evine gittik, sonra ben eve gittim cunku ayakkabilarimla rahat edemedim, onlari degistirdim. Sonra aksam yemegi icin Raquel'lerin kafesine gittik, Bernat'ta ordaydi. Bernat Raquel'in erkek arkadasi ve onlarin kafesinde calisiyor, candan cocuk. Yemekten once bilardo oynadik. Hayatimda kac kere bilardo oynadim, sayisini bilirim. Cok nadir gecelerden biriydi. yemek yedim. Arriba deyip ictikleri ickiyi havaya kaldiriyorlar, ardindan "abaja" diyorlar ve karsidaki es-dost ile bardaklari tokusturuyorlar, istege gore bir kac cumle daha soyleniyordu ama hatirlayamiyorum. Yemekte Anna ve Laura ile tanistim. Sinif arkadasim Laia'da vardi. Bu tur bulusmalar, yemekler insanlarla iliskini ilerletmen icin guzel firsatlar. Yeni tanistigim insanlar baya samimi davrandilar. Limonlu bira guzel birseymis...

Yemekten sonra hep birlikte Roger'larin evine gittik, ordan yakindaki bir parka gittik. Ancak saat 12'ye yaklastigi icin benim gitmem gerekiyordu yoksa bir bal kabagina donusecektim...

Yoksa yarin ki yuruyus icin uykumu almamis olacaktim. Didac ve Anna beni kapiya kadar birakti. 12.30'da yataktaydim vallahi.

Sabah 7'de kalktim, giyindim, yatagimi topladim kahvalti icin mutfaga gittim, portakal suyumu ictim, muffin yedim. Esyalari tasimak icin yardim ettim. Farkettim ki, hava buz gibi! Montumu giymistim, ustune bir tane daha giydim!

Bugun evimizden 100 km uzakta yuruyusumuz vardi. Yolda uyudum, guzel ispanyol tarlalarini ve manzarayi kacirdim. Sonunda gidecegimiz yere vardik. Ne ile karsilasacagim hakkinda en ufak bir fikrim yoktu. Arkadaslarimizin bir kismi bizden once varmisti. Julie'nin ebeveynleride ordaydi ama kendisi yoktu, odevleri icin evde kalmis. Cristina'nin ailesiyle tanistim. Albert ve kuzenleride gelmisti. Albert'in kuzenleri, Elisabet ve Isabel benimle ilgilendi. Genelde Elisabet'leydim... Yaklasik 20 kisilik bir gruptuk.

Gittigimiz yer Rupit adinda bir koy, kasaba : http://en.wikipedia.org/wiki/Rupit Rupit yaklasik 1000 yillik bir yerlestim yeri ancak biz turistik amacli degil, spor yapmak icin gittik. Sirasiyla anlatacagim...


Bu eglenceli gruplaydim, ben mavi tisortumle arkadayim...
Zorlu bir parkur sectik, 12 kilometreden biraz fazlaydi. Kopeklerimizi soylemeyi unuttum, 5 tane kopegimiz ve biz... Rotamizi az cok belirledik ve yola ciktik. Bitki ortusu az cok Belgrad Ormani gibi-bu kadar da ozellestiriyorum- ama litolojik olarak Turkiye'de varolmayan ornekler mevcut. Ornegin alttaki fotografta sol ust tarafta gordugunuz kaya ornegi... Kesfettik dinlendik yemeklerimizi yedik...

Sag alt tarafta da ben, Jordi, Didac ve Dingo

Gordugumuz bu inegin merkezi sinir sisteminde bir problem oldugu kanaatine verdim veyahut cok tembel. Yaninda bulundugumuz 10 dakika boyunca nerdeyse hic hareket etmedi.


Rupit y Pruit 2011


Bu fotografin bulundugu yerde fosil ornekleri bulduk, onlarin fotografini cekmeyi unuttum. 200 milyon yil once bu fotografin cekildigi yer denizmis ve civarda kopek baligi disleri bulunuyor ancak insanlarin cok fazla toplamasi nedeniyle rastlamak nerdeyse mumkun olmayacak kadar az. Bu fotograf cekildikten az sonra ayagimi bir guzel burktum. Acisi sonra cikacak...

Parkurun sonlarina dogru yollar daraldi, patika seklini aldi. Yolda irmaklara rastladik ve su ictik. Daha once benzerinde bulunmadigim garip bir parkurdu ama guzel bir parkurdu. Yuruyusun son 4 kilometresinde 2 grup olarak ayrildik ve farkli yollardan gitme karari aldik. Bizim sectigimiz yol daha daha zorlu ama daha kisa bir yoldu. Sonuc olarak bitis cizgisine ilk biz vardik :)

Rupit y Pruit'e, basladigimiz yere vardik. Adi Rupit y Pruit olarak geciyor ama Rupit ile Pruit iki ayri kasaba. Biz Rupit'e vardik aslinda. Kasabaya girer girmez antik bir yerde oldugunuzun farkina variyorsunuz.

Rupit

Kasabadaki kilise 968 yilinda civardaki kaleden 3 km uzaklikta kurulmus. Ilk yerlesme ise 12. yuzyilda gerceklesmis. Kasabada yasayan insanlar var. Bazi binalar restore edilmis ancak tarihi dokuya zarar verilmemis. Yasayan insanlar veya kurallardan oturu kapilar, pencerelerin tahtalari eskiye ait gibi... 

Yazdigim 1000 yillik kilisiye, Sant Joan de Fàbregues Kilisesi'ne girdim. Icerisi eski kokuyor. Resimler eski mi yoksa restore mi edilmis bir fikrim yok. Kilise ozel gunler disinda ayin yapilmiyormus, muze olarak sergileniyor. Hediyelik esya dukkani vardi ama birsey almadim, usendim. Belki tekrar gideriz, ozaman alacagim...

Minik gezintimizden sonra basladigimiz yere gittik ve yemeklerimizi yedik.

Daha sonra ortalik hareketlendi ve cocuklar icin oyun parkurlari olusturuldu. Biz payimizi aldik. Bogada kim en uzun sure durabilecek diye yarisma duzenledik, hehe. Ben katilamadim, ayagimin acisi kendini gostermeye baslamisti cunku.

...

Yeni tanistigim insanlarin telefon numalarini aldim. Arabaya atladik ve eve dogru yola koyulduk. Cok yorgundum ama ayagimin acisindan gercekten uyuyamadim, araba sallandikca ayagim deli gibi aciyordu, blogu yaziyorum hala aciyor ama nispeten daha az. Eve geldik, dus aldim. Pomat surdum, simdi daha iyiyim. Sorun yok anne. baba endiselenmeyin...

Odevlerim icin arkadasimi aradim, odevlerimi yaptim. Simdi saat 23 ve uyuyacagim, uyku saatimi gecirdim bile...

Guzel bir haftasonuydu, kayda deger isler yaptim. 2 ekimi yasamis olmakla birlikte Ispanya'da ki birinci ayimi doldurmus oldum. Cok zorlanmadikca ingilizce konusmuyorum, dili -A1- ogrendim. Sali gunu dil kursum basliyor. Bir de persembe gunleri aksam arkadaslarimla yuruyusum var artik.

BONUS;

Roger ile birlikte Barselona'dan donerken komiklik yapiyorduk.


Sevgiler

-Mert

Saturday, September 24, 2011

vize, parti, irkci, bombers, ska, voltreta

Merhaba.


3 gundur blog yazmamami tembelligime vermeyin. 


Gecen hafta ne zaman hatirlamiyorum, ogretmen okula gelmedi ve filozofi dersi bos gecti. Bos gecen derste muzik ogretmeniyle arkadaslik kurdum ve bana bir ders boyunca katalanca ogretmesini sagladim. Kendisi katalan degil, slovak, iyi mizacli bir adam. Elektronik muzik yapiyormus, okula bilgisayarimi getirmemi soyledi, bir gun garage-band jam session yapacagiz.


Persembe gunu hos olmayan insanlarin hos olmayan tutumlarina maruz kaldim. 


Bomberslar seminer vermek icin okula geldiler. Itfayecilere bombers deniyor burda, ilk duydugumda cok sasirmistim -bombers bombers bomb the city, bombers bombers.- 1r ve 2r Baxirellat- Lise 3 ve 4 oluyor- ogrencilerini ve bazi ogretmenleri sinema odasina aldilar. Konusmanin 40. dakikasindan sonra dinlemeye artik dayanamadim ve kitap okumaya basladim. Kitap okurken arkadamdaki cocuk beni rahatsiz etmeye kalkisti. Arkami donup -napiyosun lan!- dedim. Napiyosun lan demedim tabi ki, ingilizce soyledim, bagirdim. Herkes sustu, butun gozler bana dondu. Bile bile bagirdim cunku herkesin cocugun beni rahatsiz etmeye calistigini ogremesini istedim. Cocuk utandi mi veya icsel benliginde herhangi bir devinim baslatabildim mi eminim degilim. Devenim mekanizmasi varsa tabi... Konusmanin sonunda Julie yanima geldi ve bana irkci sozler soylediklerini soyledi, bende who cares dedim. Daha sonra bahceye ciktik, anlattiklarini uygulamali olarak gosterdiler. Icinde bir gonullunun oldugu kaza yapmis susu verilen simulasyon arabasini parcaladilar. Icerdeki yaraliyi cikarmalari, emin degilim, ama en azindan 25 dakika surdu. Insanlar guluyordu ama manzara ironikti. O an gercekten dusundum, asiri hiz yuzunden kaza yapinca kaza yuzunden olmesen bile cankurtaranin-veya itfaiye herneyse- gelmesi, seni arabadan cikarmalari ve hastaneye yetistirilmen... Kulaklarinda stairway to heaven calmaya baslamistir coktan...


Son ders beden egitimiydi, ders normalde 60 dakika ama adam 10 dakika gec birakti(!) 70 dakika dinledim, duymak zorunda kaldim...


Sonra eve geldim, normalden biraz gec geldim tabi gec ciktigim icin, yemegimi hazirladim o sirada host-dad geldi, olanlari ona ingilizce anlatmak zorunda kaldim cunku o anda herseye olan sempatim dibe vurmustu. Konustuk, yemek yedim biraz daha rahatlamis hissetim kendimi sonra siesta yaptim, hehe. Yaklasik 1 saat uyuduktan sonra, antreman icin cantami hazirladim, evden ciktim trene binmek icin finikulere atladim, yolda yine 'aa turk musun, simdi anlamiyor musun beni, aa ne guzel' konusmalari gecti ve muzik dinleyemedim. 6.43 gibi tren istasyonuna geldim. Trene bindigim ilk gun bilet aldim-1.45euro- ama kullanmayi unuttum, kacak bindim bilete yazik oldu. 2. gun gun bilet almadim kacak gittim. 1,45 alacaklari var, hehe. Biletlerinizi arada bir bir memur kontrol ediyormus, yakalarsa 50euro odetiyormus...


7.20 gibi havuzun icindeydim, yuzdum. Olayin komik tarafi takla atmayi unutmusum. Hemen 2 tane kanka yaptim kendime, nevera ve miquel. Bana voltereta-takla, tumbling- atmasini ogrettiler. 1.30 saat yuzdum sonra iceri gittim, dus aldim ustumu degistirdim. Burda soyunma kabini diye birsey yok, herkese cirilciplak dus aliyor, giyiniyor, pek sasirmadim dogrusu. Donuste yuzmeye birlikte geldigim arkadasim helena'nin babasi her zamanki gibi bizi saat 9'da aldi. Hardcore, death-metal dinliyorlar, ilginc hosuma gitti.


Eve geldim, yemek yedim, derslerime bakmadim cunku ertesi gun okulum yoktu.


Evet cuma gunu okula gitmedim cunku vize isleri icin barselonaya gitmemiz gerekiyordu, okula gittigim saatten daha erken kalktim. Kahvalti edip yola ciktik, ilk defa trenle barselonaya gittim. Yaklasik 1 saat surdu. Burda metrolarin havalandirmasi cok kotu. Diger taraftan metro hatlari cok buyuk, bir yeralti duragindan yaklasik 7 tane hat geciyor. Sadece vize islerine bakan bir karakola gittik. Kapida sokagin basina kadar sira vardi, barselonanin sokaklari uzuncana birde... 2 saat bekledik. Kapiya geldik, kapidaki kadin yanlis yere geldigimizi, ikamet ettigimiz yerden herhangi bir komiserin bulundugu en yakin kasabaya gitmemiz gerektigini soyledi. Isabel daha once defalarca telefon etmisti ama bir yanit alamamisti. Kapidaki bir polis bize kaba davrandi. Isabel'de yetkili birini cagirdi, cagirttirtti(!) Iceri girdik, kapida bekleyen insanlar ve kaba memur hakkinda sikayet dilekcesi yazdi. Isabel'i anneme benzetiyorum, isin pesini sonuna kadar asla birakmiyor. Sinirlenmisti tabi, metroya bindik, Santa Feliu-sanirim- kasabasina geldik, randevu aldik. Kapidaki polis aslinda barselonaya gitmemiz gerektigini soyledi...13 ekime verdiler, uh. Ispanya'nin ic isleri turkiye gibi.


Eve geldik, yorgunduk, yemek yedik, siesta. Ders calistim. Telefonuma kontor yuklemek icin bankaya gittim ama kartlarimin ikiside aktive edilmemis gozukuyor. Bankaya kizdim, yolda bisi olsa nakitim bitse, yolda kalsam... Neyseki hallettik, kontor isini, kartlar hala sorunlu... Aksam parti icin Celine'i aradim bilgi verdim. Gunluk yazdim, fazla dusundum duygusal bir ruh haline girdim ki bu en son ihtiyacim olan sey!!


Aksam yemegi icin disari ciktik, ebeveynlerimin arkadaslari, ve benim okul arkadaslarimda ordaydi, herkes birbirini taniyor, hem iyi, hem kotu... Bu aralar isime geliyor tabi, samimi cok guzel bir ortam. Burada sevildigimi hissediyorum. Celin aradi, konsere partiye gelecegini soyledi. Biz de biraz birlikte vakit gecirdikten sonra alana gittik. En yakin arkadaslarim sahnedeydi tabi, Celin'in de gelmesine cok sevindim. Parti guzeldi... Ama erken bitti, 3.10'da evdeydim. Burda partiler genelde sabah 8-9 gibi bitiyor.


Bugunse sabah 10'da kalktim. Uykusuzum. Sabah kahvaltidan sonra ders calistim, kitap okudum, muzik dinledim, yemek yedim, dus aldim sonra ayakkabi almaya gittik. Trekking ayakkabisi aldim burada hep daglara yuruyuse gidiyoruz. Aksam mandolin konseri var ama gidip gitmemekte kararsizim cunku cok yorgunum ve diger taraftan yarin AFS bulusmasi var. Biraz dinlenmeliyim.


Not: Simdi aklima geldi, burdaki gencler ska muzik dinliyor ve gercekten seviyorlar, egleniyorlar. Athena'yi cok seviyorlar mesela.


Sevgiler


-Mert

Tuesday, September 20, 2011

Monday, September 19, 2011

bonna nuit

Blog yazmayali 3 gun oldu.

Haftasonu AFS kampindaydim, etkinlikler guzeldi, otel guzeldi, insanlar guzeldi, konustuk, kaynastik... Kamp guzeldi yani.

Onun disinda cumartesi gunu arkadaslarimin konserine gidecegim, martorell'de. Martorell'de isvicreli bir arkadasim yasiyormusta benim haberim yokmus!! Onunla birlikte gidecegiz, aramiz trenle 6 dakika. Cumartesi gunu barselonada mandolin konserine gidecegim. Arkadasimin dogum gunu partisine gidecegim haftaya cumartesi. Yarin yuzme basliyor, sali ve persembe gunler 7-9 arasi, Helena ile birlikte gidecegim Sant Sadurni'de orasida trenle 6 dakika ama annesi alip birakacagi icin sorun olmayacak-yasasin- 2 hafta sonra dil sinifina baslayacagim, Sant Sadurni'de yine...

Mutluyum, alistim. Kampta gercekten motive edildim...

Gecen hafta ilk soguk alginligi belirtisini gostermistim, hala devam ediyor. Kampta da bir cok insani hasta ettim sanirim, hehhe!

Baliklar cok lezzetli, ton baligini zeytinyagli, kekikli bir sosla servis ediyorlar, lezzetli.

Dingo'ya yemeklerini ben veriyorum, kopek mamasinin kokusunu seviyorum.

Yazmak istemiyorum, uyumak istiyorum yarin yuzmeye gidecegim iyi uyumak istiyorum.

Iyi geceler

Thursday, September 15, 2011

Merhaba.


Blog yazmayali iki gun oldu, yazamayali da olabilir.


Okulun ikinci gunu birincisine nazaran daha guzel gecti. Gordugum bir kac seyden bahsetmek istiyorum.


Okulda her yas grubu birbiriyle iletisim halinde gorebilmek mumkun. Her cesit insan var: punkcu, siyahi, bohem, kokos... Topuklu ayakkabiyla gelen kizlari gormeniz muhtemel... Ders degil, sinif sistemi var. Dersleri uygulamali olarak ogreniyoruz; ilkokulda copy-paste olarak yapilan performans odevlerinin daha komplike ve copy-paste yapamadiginiz halini mufredat getirmisler. Ilk Bachillerato mu sinifi gecersem insallah alacagim, belki Turkiye'de IB egitimi veren bi okula nakil olurum, ordan da ver elini avrupa, Sukela!


Okul 8.30dan 15.00'a kadar. Dersler 60 dakika ve tenefus yok. Ogle tenefusu var 30 dakika 11.30 - 12.00 arasi... Isi siki tutuyorlar anlayacaginiz. 


Beni matematik ve fizik sinifinda zeki ilan ettiler. Ben de 16 yasina gelip uslu sayilar icin hala hesap makinesi kullansaydim beni zeki sanardim. Biraz ironikler o konuda. Kimya da organik kimya isliyoruz, alkanlar-> alkiller; etil, metil, propan, propil... 9 sinifin ilk konulari yani... Dersleri cok siki tutuyorum, sinifi gecmek zorundayim, hic acik vermiyorum!


Ama bir felsefe sinifi var, olum! Hic birsey anlamiyorum!


Ingilizceleri orta okul veya vasat bir anadolu lisesi ingilizcesine esdeger. Elementary goruyorlar, simple present tense'te -s ekini koymayi unutuyorlar... Durum vahim anlayacaginiz... Neyseki yakin arkadaslarim ingilizce konusabiliyor.


Ogle yemeklerinde evden goturdugum sandvicimi yiyorum. Eve gelince kesinlikle en az bir yarim saat uyuyorum cunku okul gercekten yorucu.


Yarin insallah yuzmeye basliycam. Emin olmamakla birlikte piyano calmayi dusunuyorum. Burada bir muzik okulu varmis lakin burdaki evde piyano yok :- ( Muzikle kopmamaya calisiyorum, burada arkadaslarimin prova yaptigi bir studyo var, oraya gidip arada davul caliyorum...


Okuldan eve gelince Isabel yemegimi hazir bir sekilde tezgaha birakmis oluyor, ben mikrodalgada isitip yiyorum. Canim ya<3 Sonra varsa bulasiklari yikiyorum, sonra uyuyorum, ders, kitap, muzik... Sirasiyla gidiyor...Bugun mektup yazdim, yarin gonderecegim. Facebook'a girmeyi dusunmuyorum artik. Bana ulasmak isteyen insanlar ya da ulasmasi gerekenler, mail adresimi, adresimi biliyor, facebook'a burdaki arkadaslarimla iletisim disinda artik gerek duymuyorum. Az once camasirlari astik Didac'la, ondan once Naz'la skype'ta konustuk, onu da gormek istedim, ozledim. Saat suan 8.15, aksam yemegini 2 saat sonra yiyecegiz. Odevlerimi erkenden bitirdim, dun aksam gec uyudum, bu aksam erken yatmayi-burda yaklasik 10.30 oluyor- planliyorum.


Now, I am going to give you recipe of Pa amb Tomaquet.




Ingredients for the basic bruschetta recipe

Serves 2 as an appetizer.
Serves up to 4 guests as a snack or other occasions.

  • Italian or French country-style bread – in thick slices
  • Olive oil
  • Medium-sized ripe juicy tomatoes
  • Salt
Cooking Time: 0 min.
Preparation Time: 15 min



  1. Cut 4 thick slices of bread and toast both sides of the slices in a toaster, under a broiler, or grill them on a barbecue.
      • When you can, slowly toast the slices of bread over hot wood-embers. The taste of the toasts using this traditional method is unmatched.

  2. Place the toasts on a platter withouit stacking them. Cut a tomato in half crosswise-ortadan ikiye-. Cup a tomato half in your hand and rub the cut side of the tomato on the toasts. First you do one side, turn the toast over, and rub the tomato on the other side of the toast. Rub all toasts with the tomato halves.

    • Don't worry when tomato seeds and a little bit of flesh stick to the bread, it's a part of the Catalan bruschetta recipe.

  3. With an olive oil cruet or dispenser, if you have one, drizzle olive oil on both sides of the slices liberally. Finally, sprinkle some salt over the slices of bread to taste. The basic Catalan recipe for bruschetta is ready