Merhaba.
3 gundur blog yazmamami tembelligime vermeyin.
Gecen hafta ne zaman hatirlamiyorum, ogretmen okula gelmedi ve filozofi dersi bos gecti. Bos gecen derste muzik ogretmeniyle arkadaslik kurdum ve bana bir ders boyunca katalanca ogretmesini sagladim. Kendisi katalan degil, slovak, iyi mizacli bir adam. Elektronik muzik yapiyormus, okula bilgisayarimi getirmemi soyledi, bir gun garage-band jam session yapacagiz.
Persembe gunu hos olmayan insanlarin hos olmayan tutumlarina maruz kaldim.
Bomberslar seminer vermek icin okula geldiler. Itfayecilere bombers deniyor burda, ilk duydugumda cok sasirmistim -bombers bombers bomb the city, bombers bombers.- 1r ve 2r Baxirellat- Lise 3 ve 4 oluyor- ogrencilerini ve bazi ogretmenleri sinema odasina aldilar. Konusmanin 40. dakikasindan sonra dinlemeye artik dayanamadim ve kitap okumaya basladim. Kitap okurken arkadamdaki cocuk beni rahatsiz etmeye kalkisti. Arkami donup -napiyosun lan!- dedim. Napiyosun lan demedim tabi ki, ingilizce soyledim, bagirdim. Herkes sustu, butun gozler bana dondu. Bile bile bagirdim cunku herkesin cocugun beni rahatsiz etmeye calistigini ogremesini istedim. Cocuk utandi mi veya icsel benliginde herhangi bir devinim baslatabildim mi eminim degilim. Devenim mekanizmasi varsa tabi... Konusmanin sonunda Julie yanima geldi ve bana irkci sozler soylediklerini soyledi, bende who cares dedim. Daha sonra bahceye ciktik, anlattiklarini uygulamali olarak gosterdiler. Icinde bir gonullunun oldugu kaza yapmis susu verilen simulasyon arabasini parcaladilar. Icerdeki yaraliyi cikarmalari, emin degilim, ama en azindan 25 dakika surdu. Insanlar guluyordu ama manzara ironikti. O an gercekten dusundum, asiri hiz yuzunden kaza yapinca kaza yuzunden olmesen bile cankurtaranin-veya itfaiye herneyse- gelmesi, seni arabadan cikarmalari ve hastaneye yetistirilmen... Kulaklarinda stairway to heaven calmaya baslamistir coktan...
Son ders beden egitimiydi, ders normalde 60 dakika ama adam 10 dakika gec birakti(!) 70 dakika dinledim, duymak zorunda kaldim...
Sonra eve geldim, normalden biraz gec geldim tabi gec ciktigim icin, yemegimi hazirladim o sirada host-dad geldi, olanlari ona ingilizce anlatmak zorunda kaldim cunku o anda herseye olan sempatim dibe vurmustu. Konustuk, yemek yedim biraz daha rahatlamis hissetim kendimi sonra siesta yaptim, hehe. Yaklasik 1 saat uyuduktan sonra, antreman icin cantami hazirladim, evden ciktim trene binmek icin finikulere atladim, yolda yine 'aa turk musun, simdi anlamiyor musun beni, aa ne guzel' konusmalari gecti ve muzik dinleyemedim. 6.43 gibi tren istasyonuna geldim. Trene bindigim ilk gun bilet aldim-1.45euro- ama kullanmayi unuttum, kacak bindim bilete yazik oldu. 2. gun gun bilet almadim kacak gittim. 1,45 alacaklari var, hehe. Biletlerinizi arada bir bir memur kontrol ediyormus, yakalarsa 50euro odetiyormus...
7.20 gibi havuzun icindeydim, yuzdum. Olayin komik tarafi takla atmayi unutmusum. Hemen 2 tane kanka yaptim kendime, nevera ve miquel. Bana voltereta-takla, tumbling- atmasini ogrettiler. 1.30 saat yuzdum sonra iceri gittim, dus aldim ustumu degistirdim. Burda soyunma kabini diye birsey yok, herkese cirilciplak dus aliyor, giyiniyor, pek sasirmadim dogrusu. Donuste yuzmeye birlikte geldigim arkadasim helena'nin babasi her zamanki gibi bizi saat 9'da aldi. Hardcore, death-metal dinliyorlar, ilginc hosuma gitti.
Eve geldim, yemek yedim, derslerime bakmadim cunku ertesi gun okulum yoktu.
Evet cuma gunu okula gitmedim cunku vize isleri icin barselonaya gitmemiz gerekiyordu, okula gittigim saatten daha erken kalktim. Kahvalti edip yola ciktik, ilk defa trenle barselonaya gittim. Yaklasik 1 saat surdu. Burda metrolarin havalandirmasi cok kotu. Diger taraftan metro hatlari cok buyuk, bir yeralti duragindan yaklasik 7 tane hat geciyor. Sadece vize islerine bakan bir karakola gittik. Kapida sokagin basina kadar sira vardi, barselonanin sokaklari uzuncana birde... 2 saat bekledik. Kapiya geldik, kapidaki kadin yanlis yere geldigimizi, ikamet ettigimiz yerden herhangi bir komiserin bulundugu en yakin kasabaya gitmemiz gerektigini soyledi. Isabel daha once defalarca telefon etmisti ama bir yanit alamamisti. Kapidaki bir polis bize kaba davrandi. Isabel'de yetkili birini cagirdi, cagirttirtti(!) Iceri girdik, kapida bekleyen insanlar ve kaba memur hakkinda sikayet dilekcesi yazdi. Isabel'i anneme benzetiyorum, isin pesini sonuna kadar asla birakmiyor. Sinirlenmisti tabi, metroya bindik, Santa Feliu-sanirim- kasabasina geldik, randevu aldik. Kapidaki polis aslinda barselonaya gitmemiz gerektigini soyledi...13 ekime verdiler, uh. Ispanya'nin ic isleri turkiye gibi.
Eve geldik, yorgunduk, yemek yedik, siesta. Ders calistim. Telefonuma kontor yuklemek icin bankaya gittim ama kartlarimin ikiside aktive edilmemis gozukuyor. Bankaya kizdim, yolda bisi olsa nakitim bitse, yolda kalsam... Neyseki hallettik, kontor isini, kartlar hala sorunlu... Aksam parti icin Celine'i aradim bilgi verdim. Gunluk yazdim, fazla dusundum duygusal bir ruh haline girdim ki bu en son ihtiyacim olan sey!!
Aksam yemegi icin disari ciktik, ebeveynlerimin arkadaslari, ve benim okul arkadaslarimda ordaydi, herkes birbirini taniyor, hem iyi, hem kotu... Bu aralar isime geliyor tabi, samimi cok guzel bir ortam. Burada sevildigimi hissediyorum. Celin aradi, konsere partiye gelecegini soyledi. Biz de biraz birlikte vakit gecirdikten sonra alana gittik. En yakin arkadaslarim sahnedeydi tabi, Celin'in de gelmesine cok sevindim. Parti guzeldi... Ama erken bitti, 3.10'da evdeydim. Burda partiler genelde sabah 8-9 gibi bitiyor.
Bugunse sabah 10'da kalktim. Uykusuzum. Sabah kahvaltidan sonra ders calistim, kitap okudum, muzik dinledim, yemek yedim, dus aldim sonra ayakkabi almaya gittik. Trekking ayakkabisi aldim burada hep daglara yuruyuse gidiyoruz. Aksam mandolin konseri var ama gidip gitmemekte kararsizim cunku cok yorgunum ve diger taraftan yarin AFS bulusmasi var. Biraz dinlenmeliyim.
Not: Simdi aklima geldi, burdaki gencler ska muzik dinliyor ve gercekten seviyorlar, egleniyorlar. Athena'yi cok seviyorlar mesela.
Sevgiler
-Mert
No comments:
Post a Comment