Friday, October 21, 2011

uzun hafta sonu, ozet

Merhaba!

Yazmayali cok oldu, off cok yazicam ve az zamanim var, olabilecek muhtemel bir cumle dusuklugune, hevessizlige anlayis gostereceginize inaniyorum.

Pazar gunu Isabel'in butun ailesiyle birlikte yemege gittik, biz Turkler gibi kalabalik, sesli ve sirinler. Arkadaslarimla dag tirmanmaya ve oglende birlikte vakit gecirmeyede gidebilirdim ama ailede iyidir, git bir gor bakalim nasilmis, 3 keredir seni gormek istiyorlar firsat olmadi bu firsati degerlendir, hem country house falan acar seni dedim. Iyi ki demisim, yolculuk disinda hersey guzeldi; 100kmcik. Yolda uyudum zaten ZZZZZZZZZzzzzz...

Gittik, vardik. Uzaktakilerin aksine cevresinde, nerdeyse hic ev yoktu, dagda bir kir evi gibi. Yukardakiler Isabel ve Jordi'nin kardesi. Jordi'nin kardesini sevdim, yuruyus yaparken yaklasik bir saat genelkultur konustuk. 20 yil ingiltere'de yasamis, ingiliz aksaginini cok sevdim. Giyinisi 90'lardan kalmis, ben gbegendim. Canim benim dedim, cok ama az miktarda gulumseyen biri dedim. 

Isabel'in kardesi Montser ve kizi Marta, yani teyzem ve kuzenim olurlar. Marta ilimli biri, fotografi gorunce suratindaki turk ifadesini farketmenizi anlarim, icide oyle. Ailedekilerin aksine o Ispanyolca konusuyor cunku esi Majorca'li. Kuzenim kac yasinda bilmiyorum az cok bir tahminde de bulunamadim. Moda okuluna gidiyor, on dislerinin ustunde ve dilinde birer korkunc piercing var. Sicak biri ve hep bueno-well, azizallah, oh, tamam,- diyor. O cevresinde katalanca konusuldugu icin katalanca konusuyor. Suna bir aciklik getireyim ki katalanlarin hepsi ispanyolca biliyor. Ama konusmayi tercih ederler, etmezler, beni ispanyol hukumetinden daha fazla alakadar etmez.

Umarim ilerde hic kopmayiz.

Yemegin amaci minik kuzen Sergie'nin dogum gununu kutlamakti, 15 ekimde 4 yasina basti. 

Cok tatli bisi, ona hep bu nedir bu nedir diye soruyorum, oda cevap veriyor.  Ben kelimeleri ogreniyorum oda oyun oynuyor. 
Isabel'in babasi Joan-sanirim suan evde kimse yok soramiyorum-, yani ailemizin dedesi. Benimle hep ingilizce ya da ispanyolca konusmaya calisiyor, anlamayinca yuksek sesle bagiriyor ya da anladigimi kabul ediyor. Bizimle ayni kasabada yasiyor. Buraya geldigim ilk gunlerde kapi calmisti ve dil bilmedigim halde niye yaptiysam kapiyi acmistim ve Joan gelmisti, konusamadik tabi ve iceri girdi sonra mutfaktaki sandalye ye pantolonunu birakti, ustundekini degil tabi ki elinde tuttugunu. Sonra gitti. 
Empati kurun ve neler hissettigimi bir dusunun, baya sasirmistim ama tanidiktir rahat ol mert dedim, guldum gectim.


Sergie. Bizim Alikemal gibi. Farkli tarafi kendi yemegini kendi yiyor, 4 yasinda bisiklet suruyor kendi bisikletini tasiyor ve asla aglamiyor. Benimde ilerde olursa boyle olsun.

Sagdaki bayan Isabel'in annesi. Barselona'da yasiyor, bizden 40 dakika uzak yani :) Bana hep kendi torunuymus gibi davraniyor, benim anneannem gibi, ehe. Soldaki beyefendi Sergie'nin babasi.



Anna, Sergie'nin ablasi. Benim icin Mert Izquierdo Bofill diyor ve beni gercek kuzeni saniyor, 9 yasinda oda tam bir pofuduk. 

Evde biftek yedik. Aile oldugu icin belkide bilmiyorum ama isbolumu vardi, erkekler daha az calisti ama kadinlarin hepsi esit miktarda calisti, yani burasi senin evin sen hizmet ediceksin lan durumu olmadi, Turkiye'de oluyor da, oyuzden diyorum... Yemekte ekmekleri aldim onume birsuru pa amb tomaquet yaptim, domatesli ekmek yani. Beni cezbeden tarafi domates-zeytinyagi ve PRATIK olmasi. Birde domates kizartiyorlar onu cok seviyorum, Turkiye'de de turevleri var tabiki. Yemekten sonra pastamiz geldi, Sergie'nin hediyelerini verdik. Yine cava ictik ama bu sefer az ictim, sonra fosur fosur uyuyorum...

Ciktik evden, yuruyuse. Ama yuruyusten once domuz ciftligine bakalim dedik.


Tanrim bu kadar igrenc kokan bir yer olamaz.

Isin kotu tarafi burdaki koyun gecim kaynagi domuzlarmis, heryer domuz ya da domuz pisligi kokuyor! Gorunusu komik hayvansin, sirin hayvansin ama bu kadar pis kokulmaz yani. Gerci bende butun gun kakami yesem bende kotu kokardim...
Bizim grup budur.


Daha yazamiycam, az yazicam, sikildim cunku 1.5 saat oldu.

Dun barselona macini izledik. Maci film izler gibi izliyorlar, konusulsun istemiyorlar. Kurstan Jerome adinda Fransiz bir adamla tanistim, bana fransizca ogretecek. Bakalim palavra mi yoksa gercekten ogretecek mi. Haftasonu AFS kampi var, bu aksam japon arkadasim Koshiro'nun evinde kalacagim, yarin birlikte barselonaya gidecegiz. Kasim da ya da ocakta okulun gezisi var, kayak tatili, Julie'yle birlikte gidecegiz. EGLENICEZ!

Ablamla skypte konustum, canim ozlemisim. Burda hava buz gibi olmaya basladi. Insanlar beni sevmeye basladi. Mektuplar gelmeye basladi...

Fizikten 4/10, matematikten 10.75/11 aldim.

Sevgiler

-mert




Saturday, October 15, 2011

Cursio abans de Caba

Merhaba.

Iyiyim, tesekkurler, az yorucu ve monoton bir haftayi daha geride biraktim. Suan beni alerji yapan minik yorganimi bacaklarima cektim, hava bugun sogudu.

Bu hafta burda ikinci defa bulutlari gordum-ilk defasinda dolunayin onunu kapatip gece yuruyusumuzu tatsizlastirmislardi.- Gokyuzunun derinliklerine acilan pencereler gibi, gunisiginin ilk saatlerinde yuzlerini gosterdiler bana: biraz pembe, biraz uzgun. Gecmisi kapatan islevsiz pencereler gibilerdi, ihtiyacim olmayan; bugune kadar neden karsima cikmadiklarini da anlamiyorum. Julie ile yine okula yuruyorduk her sabah ki gibi, oda bulutluydu, bugunki gibi. Bana karsi davranislari bir gunde degisti, nedeniyle ilginlenmekle birlikte dusunmek istemiyorum. Yakin arkadaslar ya da fazlalarinin zamana ihtiyaclari vardir, ne kadar zamana? Devinimlerin anlik oldugu ya da kontrol edildigi anlar vardir. Ben cozemedim.

 Dogum gununden 2-3 gun once J ile bir yeni yil muhabbeti gecti, dedim J yukardaki iyiligini versin dogum gununu unuturmuyum, hazir konu acilmisken kendi dogum gunumude soyledim, onlarda benimkini ogrensin, unutmasin.

55 yasina girdi, canim benim.

EHE!


Carsamba gunu Jordi'nin dogum gunuydu, annemlerin gonderdigi 10 kiloluk kolinin %15'i olan lokumlari ona dogum gunu hediyesi olarak verdim birde Turkiye'den alip vermeyi unuttugum kitap araliklarini verdim. Cok mutlu oldu, oldular. Bunlari nasil yaptim? Okula gitmedim cunku okul yoktu; burda Colombus gununu kutladik; http://en.wikipedia.org/wiki/Columbus_Day burda adi Fiesta Nacional olarak geciyor. Christopher Colombus'un Amerika'yi kesfetmesi yani. Detayli bilgi icin link verdim, wikipedia'dan fazla bilmiyorum. Soyleyebilecegim sey Katalanlar'in bugunu tatil olmasi disinda pek sevmedigi, cunku Colombus Ispanyol ve Katalanlar Katalan. Kahvaltimizi ettikten sonra arkadaslarimizin evine gittik. Bulusup zorlu olmayan bir parkurda-yaklasik 11km- yuruyuse cikmak uzere yola koyulduk, o anlari gunlugume soyle yazmisim:

-Bugun gunlugumden mahrem sayilmayan alintilar yapacagim-

"... Bugun Jordi'nin dogum gunu, bu yaziyi yolculugumuzda yaziyorum. Yuruyus yapiyorum daglarda yuruyorum sonra bir arkadasimizin evinde yemege gidecegiz... Ve daha once vermedigim kitap araligini hediye ettim. Keske biraz muzigim olsaydi simdi. Terledim ve duygusallastim..."

Yuruyus yaparken genelde siranin basini ben cekiyorum, kosuyorum, dinleniyorum gunluk yaziyorum sonra yoluma devam ediyorum.

Sonraki anlarimi soyle kaydetmisim:
MERT YAZAL BURDA, AYIK OLUN!

16.00

"Ebeveynlerimin arkadasilarina geldik-ondan once, yuruyusten sonra, eve gidip mayolarimizi aldik- giyindik ve havuza girdik sonra atistirdik- Atistirdigimiz seyler yesil zeytin, cips ve bira. Burda ki yesil zeytinleri sevmiyorum, aliskin degilim boyle bir garip, Isvicre peyniri gibi. "Ve yemek yedik. Burda bir arkeologla tanistim. Firat Nehri'nde kazilar yapiyormus; Suriye ve Gaziantep'te." Yemekleri cok sevdigini soyledi, sonunda Turk yemeklerinin potansiyelini bilen biriyle karsilastim dedim, cok sevindim o an. Yemek boyunca ayni Turkler gibi politika konustular ama baslik farkliydi; Katalan Devrimi. Bende zaman zaman konusmalara katildim, guleryuzlu sirin insanlara. "Yemekten sonra yani simdi sampanyalarimizi-burda cava deniyor, caba diye okunuyor- iciyoruz. Ikinci siseyi actik. Turk dilinin yapisindan konustuk, simdide iletisim kapasitesini konusuyuruz." yazmisim. Bunu yazdiktan 10 dakika sonra sezlonga uyumaya gittim, guneste vuruyordu tatli tatli...

Eve geldigimde yarin ki fizik sinavim icin calismam gerekiyordu, 1 saat kadar fizige degil ama Katalanca'ya calistim cunku bu sene gordugumuz konular benim gecen sene gordugum konular.

Persembe gunu 6.26'de olan trenimi kacirdim, bir sonrakiyle, dil kursuna, gitmek icin Helena'yi bekledim.

Size dil kursumu anlatayim:

Kac kisi oldugumuzdan emin degilim ama az cok 10 kisiyiz. Sinifta fasli, fransiz, kolombiyali, gurcistanli, ghanali, bolivyali, cinli, uruguayli, kubali insanlar var. En kucuk benim, benden sonra en genc insan 25 yasinda. Guzel yorumlari kendime saklayip, ilgi cekebileceklerini dusunduklerimi yazacagim, mesela:

Yanimdaki Cinli biraz garip, otururken ayaklarini one arkaya dogru salliyor, adimla hitap etmek yerine konusmak icin koluma vuruyor ve onunla konusurken baska yone bakiyor. Yanimdaki Gurcistan'li gece kiyafetiyle geliyor ve feci sekilde sigara kokuyor. Bolivyali arkadasin saclari cok komik, gercekten bir kirpi gibi hepsi hava dikik ve hafif arkaya yapisik. Ghanali kadin hayatimda gordugum en kalin dudaklara sahip. Urugayli kiz o kadar cekingenki birsey sormaya utaniyor. Kubali kadin yaklasik 70 yasinda ve dil ogrenmek istiyor, onu azminden dolayi gerceken tebrik ediyorum...

O insanlar icin cok fazla iyi ve kotu yorum yapabilirim. Yapmak istedigim yakin ve uzak gelecekteki hayatim icin bu farklilari sindirmis olmak. Bulundugum sinif belki 10 kisi ama her insan nerdeyse birbirinden tamamen farkli. Sadece BM tarafindan taninmis 192 ulkenin oldugunu dusunursek ve her ulkeye bolge bakimindan 100 kisi kotasini koyarsak 192.000 insan ve kombinasyonlari eder. Yazdigim farkliliklar beni rahatsiz etmiyor, sadece farkli. Farkli oldugunu dusunmesem kotu diye yazardim.

Bugunde Elisabet'le disari ciktik, saclarimi kestirdim, yarin barselona yollari tastan...
Irem Tastan'i severim.

Sevgiler.

Mert





Monday, October 10, 2011

Un altra dia

Merhaba.

Bugun de blog yazayim dedim.

Bugun pazartesi, sabah her zaman ki gibi 6.30'da once kalktim, sonra yine uyudum bi baktim saat 7.57 olmus, 13 dakika sonra arkadasim beni almaya gelecek... Ilk defa bu kadar gec kalktim, cunku 2 gun once gittigim parti ve dun aksam gec yattim. Bunlarin getirisi ise ilk ders uykusuzluk cekmek ve butun gun zombi gibi gorunmek oldu; aslinda o kadarda kotu degil ama ortalamanin altinda...

Ilk ders matematikti, koklu sayilarda eslenikle carpmayi ogrendik. Matematik ogretmeni cok hizli konusuyor, bence dusunmeden konusuyor, hosuma gitmiyor ama onu yadirgamiyorum. Biyoloji dersi bos gecti, arkadaslarimla konustum ve uyukladim. Sonra hatirlamiyorum. Ogle yemeginde yine arkadaslarimin yanina gittim ve kola ictim. Buraya geldigimden beri 2. kola icisim. Buraya geldigimden beri fast-food yemiyorum, ahhh. Ailem saglikli besleniyor ve bende onlarla birlikte yedigim icin, argo bir tabirle, arada kayniyorum... Mesela bu aksam karnibahar, patates... kremali bir corba ve et var. Paragrafin gidisatini dagitmayayim. Kolam icerken sandvicimi yemege basladim. Bugun ogrendim ki yedigim sey ordek etiymis, lezzetli lakin bir sure sonra bayiyor, kizarmisini daha cok seviyorum.

Julie bugun uzgundu neden bilmiyorum umarim onun icin hersey yolundadir. Helena'yla karsilastim, karsilastim diyorum, cunku gorusemiyoruz saatlerimiz uyusmuyor sanki, arkadasimi ozledim. Bugun hersey biraz daha iyiydi, parti ortamindaki samimiyet okulada yansidi, iyi oldu.

Fizik sinifinda, sinifa guvercin girdi ve butun sinifi ayaga kaldirdi. Aslinda bu blogu yazmamin amaci o guvercini unutmamak, haha.

Eve geldim, arkadasimla konustum sonra berbere gittim, bosuna gittim. Pazartesileri kapaliymis....Yahu adamlar o kadar rahat ki, 2.30 - 5.30 arasi ogle yemegi, is yok, pazartesi is yok, haftasonu yok, oh. Bende hergun siesta yapiyorum, bu isin sonu Turkiye'de ne olacak!? Sonra eve geldim, spor yaptim. Sonra internetten felsefe ve Turkce fizik calistim sonra arkadasim tuna tacettinoglu ile konustum, haftaya dogum gunu varmis ona kart atacagim... Simdi mutfaktayim, isabel ile konusuyoruz 5 dakikaya yemek yiyecegiz.

Sevgiler

Mert

Sunday, October 9, 2011

Dostlar, afs meeting, yemekler, videolaaar


Merhaba

Blog yazmayali bayagi olmus, 6 gune birakmayacagim artik. Istiyorum ki ben yazarken egleneyim, sizde okurken eglenin.

Ailemi, arkadaslarimi, yemekleri cok ozledim. Burda da saydiklarimdan var ama orjinalinin yerini tutmuyor, inanin. Genelde bir problem yok, bana sorarsaniz ozlemedim ama meltemle telefonda konustugumda ya da Turkiye'den bir yakinimla konustugumda bana her zaman sesin neden durgun geliyor deniyor. Normal olmayan birsey yasamamakla birlikte, bulundugum durumda, her zaman, yapabilecegimin en iyisini yapiyorum, zorluyorum. Ogreniyorum.

Ailem ve arkadaslarim, bilsinler ki kendileriyle az iletisim kurmam onlari ozlemedigim anlamina gelmiyor, hepinize sevgilerimi gonderiyorum.


Onlara deger veriyorum;
Insanin boyle dostlari bulmasi zor
(Baska insanlarin da bulundugu-sayisi cok degil- fotograflar-sayisi cok- koyardim, koymadim kalbimdeler, ehe)

Yada boyle aile
 Yada boyle abla

Ya da boyle anne...(Baba seninde fotografin vardi lakin talep cok, koymadim ;)




Evet simdi gunluk yasamimiza donelim.

Blogumun basinda yemekleri ozledigimi soylemistim. Burada genelde islenmemis gidalar yemege calisiyorlar: meyve, sebze, et, tavuk... Aksam yemeklerimizi guzel bir rutin olarak tanimlayabilirim;

Sofraya her zaman bu servis tabaklari, duruma gore ayni setin corba tabaklari konur, su getirilir, aksamlari masayi ben hazirliyorum.

Isabel ve Jordi salataya yemeyi seviyor ve her aksam -genelde kirmizi olmak uzere- sarap iciyorlar. Masada klasik katalan atistirmaliklarindan biri olan, Turkce'ye "domatesle ekmek" olarak yaptim, pa amb tomaquet var, daha once tarifini sizlere yazmistim. Onun yaninda pastirma ve salata.

Carsamba gunu 3. Ingilizce sinifinin ilk 30 dakikasina girmedim cunku muzik ogretmeniyle elektronik muzik calismalari yaptik. Okula bilgisayarimi goturdum, bana cesitli muzikler dinletti, yeni gruplar onerdi, Bjork tadinda. Esiyle yaptigi besteleri dinletti, esi sanatci ve sarki soyluyor. Besteleri disinda esinin bir kac aryasinida dinletti. Adi peter, kendisi katalan degil, slovak... Sirin mizacli, gozluklu seker gibi derler ya, oyle bi adam, hahha

Adamin fotografini cekmeyi unuttum, bi kac fotograf var ama en neti bu, lakin bu da niteliksiz...


Okula OSS-1 final matematik soru bankasi goturuyorum, baktim ki ne zaman dinlemekten sikiliyorum cikartiyorum onu cozuyorum. Bu hafta baktim cozemedim, matematik sinifinda 3 tane soru sordum, ogretmen cozemedi ve bunun ustune kitabin konu anlatimiyla cozemedigim sorularin sayfasinin fotokopisini cektirdi. Sorusunu sordugum konu koklu sayilar, 9. sinif.

Bunun uzerine kani kaynayan ispanyol gencleri hemen atildi ve soruyu cozmeye calisti, onlarda yapamadi... Onlarin soruyu cozmeye calisirkenki halleri beni cok guldurdu. Empati mekanizmam devreye girince aslinda bu olayin benim icin ironik oldugu kanisina vardim. Universite sinavi...

Cuma gunu, aksam 7.00-9.00 arasi yuruyusumuz vardi. Kopeklerimizle birlikte yola koyulduk. Jordi'nin Joan adi bir arkadasi bize eslik etti. Joan 55 yaslarinda bir matematik profesoru, bilimsel makaleler okumayi ve kucuk kopekleri seviyor. Edebiyati ve sozunun dinlenmesinden hoslanmiyor. Kucuk bir kopegi var. Biz her nasil yaptiysak, yanimiza su ve yiyecek almayi unuttugumuz icin Joan bizle butun yemeklerini paylasti, bence ozel hayatinda da bonkor biri. Guzel cikolatalara ve kuruyemislere sahip... Yolumuzun 2/5'nde bir kopek mahallesine ulastik. Boyle adlandirmamin sebebi, yolda bir tane bile insana rastlamayip, yerine, sadece kopek havlamalarina maruz kalmamizdir. Her evin bahcesinde en az 1 olmak uzere ortalama 2.5 kopek vardi. Yolda kucuk kirmizi meyvelerden yedim burda "cireran de bosc" deniyor ancak google'da aratirsaniz bulamazsaniz ben denedim, turkce karsiligi olmasina ragmen bulamadim. Bu kucuk meyveleri toplamaya calisirken ayaklarim bogurtlen calilarinin icine girdi ve cizildi. Belirli bir kac buyuk siyriga sahibim ama sorun yok. Gezinin sonlarina dogru Joan bana vocabulary ogretti. Ayrildigimizda ona matematik sorularim olursa sorup soramayacagimi sordum, memnuyetle sorabilecegimi ve bundan mutlu olacagini soyledi. Canim, umarim hesap makinesi kullanmaz.

Evimize geldik, dus aldim, skype'imi actim ve annemlerle 30 dakika kadar konustum sonra ogrendim ki aksam yemegi icin disari gidiyormusuz, kiminle gidiyormusuz? Joan ve ailesiyle hahaha. 8 dakikada dus alip giyindim. Yemek icin kafeye gittik. Joan'in esi Anna ve kizlari Galla ile tanistim. Anna ile Rupit'den tanismisligimizi vardi. Anna katalan dili ve edebiyati profesoru ve Joan gibi universitede calisiyor. Host-dad ve arkadaslarimiz isten-universiteden arkadas. Benim dil seviyemin 3 hafta icin cok cok iyi oldugunu soyledi ve tebrik etti. Kizlari galla ise 5 yasinda, cekik gozlu bir Cinli. Joan ve Anna Cin'e gittiklerinde bu kucuk sirin cinli kizi bebekken evlat edinmis... Ben risotto yemek istedim, digerleri pizza soylediler.
Yemeklerimiz geldiginde, pizzanin ustundeki kaparileri gordum ve tadini sevdigimi soyledim. Ispanyolca Alcaparra'ymis. Alkapara diye seslendiriliyor. Katalancasi ise Taperera. Katalanca'sinin kulaga daha hos geldigini soyluyorlar, Anna alkaparra dendigi zaman tuylerim diken diken oluyor dedi, haha. Yemeklerimizi yedik, guzel sohbetler edildi daha sonra kucuk Galla'nin uykusu geldigi icin arkadaslarimiz evlerine donduler, bizde evimize gittik, uyuduk, oh. 

Ertesi gun odami topladim, biraz kisisel bakim yaptim ve kagitlari, kitaplarimi duzenledim. Isabel ve Didac'la birlikte italyan aristokrasisini anlatan bir filmin yarisini izledim, onlar tamamini izledi. Sonra ders calismak icin julie'nin evine gittim, calistik, sonra film izledik sonra hava cok sogudu karnimda acikti eve geldim. Yemek yedim, giyindim sonra parti icin giyindim, 30 dk uyudum. Kalktim, arkadaslarimla bulustum sonra partiye dogru yola koyulduk. Kasabanin butun gencleri hemen hemen tren istasyonundaydi. Cavatast adli bir gunu kutlamaya gidiyorduk, cavatast denen sey sampanyadir. Sampanya'yi kutluyorlar ancak neden kutluyorlar kimsenin bir fikri yok. Ben kucuk bir arastirma yaptim, festivalin yapildigi koyun, Sant Sadurni'nin, bir sivil kurumu tarafindan ilk kez duzenlenmis. Bu arkadaslar toplaniyorlar ve bir gurme aksam yemeginde sampanyalari tadiyorlar daha sonra bu bir gelenek haline geliyor... Parti guzeldi, eglendik, geldik. 


Bugun sabah 11'de kalktim, halbuki biraz daha uyumam gerekiyordu. Kahvaltidan sonra bir yarim saat kestirdim, dus aldim ve giyindim. Bugun AFS bulusmasi Martorell'e gittik. Celine, Koshiro, Claire, Willow ve onlarin host aileleriyle birlikte Koshiro'nun evinde oglen yemegi yedik. Yemekte salsa soslu cipsler, yumurtali zeytinli ton balikli pilav-bu pilavi mayonezle yedim-, tavuk, kalamar ve sardalya baligi vardi. Tatli olarakta karpuz. Yemekte sonra uno oynadik ve gunluk yasantilarimiz hakkinda konustuk. Ozel kisimlar... Disari dolasmaya ciktik ve cok sevdigim bir arkadasim icin cok sevecegi bir hediye aldim. Lutfen kimse heyecanlanmasin herkese hediye alacagim ama onunkini bugun aldim. Butikleri gezdik. Yolda muzigi telefonundan son seste acmis bir adama rastladik, bunun uzerine Willow adami taklit etti ve ortaya boyle bir video cikti;

Eve donduk, fotograflar cekildi, bugun Michelle adinda Kanadali bir arkadasimizin dogum gunuydu, onun icin iyiki dogdun videosuda cektik;


Sevgiler

-mert







Monday, October 3, 2011

Ajanda/Cristina/Rupit

Merhaba.

Iyiyim, basliyorum.

Cuma gunu okula nasil gittim bilmiyorum; esyalarimin yarisindan fazlasini evde unuttum. Yine de makbul bir gundu. Cok hatirlamiyorum, notlar almistim ancak suan salondayim ve ayagimi burktugum icin yuruyemiyorum, oyuzden notlara bakamiyorum. Aklimda kalaniyla;

Okulda son ders cic idi. O ne diye soracak olursaniz bende bilmiyorum. Cografya, guncel teknoloji, genel kultur karisimi bir ders. Icinde evrimde var, iPhone'da var. Son derste Julie'nin ajandasina resimler cizdim, boyadim. Ders 60 dakika ve ogretmen, butun ders boyunca konustugu icin anlayamiyorum. Onumuzdeki ay anlayacagimi umuyorum... Eve geldim, uyudum-siesta.- Parti vardi, ancak Roger'in babasi hastalandigi icin hicbirimiz gidemedik, ulasim aracimiz olmadigi icin gidemedik amaaaaaaaaa, amasi bana kalsin :- )

Cumartesi gunu arkadasimin dogum gunu vardi, barselona'ya Plaça de Catalunya'ya gittik, barselona merkez yani.



Metroda boyleydik


Bu Cristina, cok sirin biri ispanyol olmasaymis turk olurmus.


Bu pofuduk arkadasimin dogum gunuydu, onunda adi Cristina.



Guzel fotograflarin hepsi, arkadasimin fotograf makinesinde kaldi, fotograflari alacagim ama blogumu guncellerim.
Barselona'ya gittik, biraz dolastik sonra bir yere oturduk ve donut yedik. Cristin'ya hediye bakmak icin diger Cristina'yla cok dolastik ama ben bisi begenemedim. Bu tur seyleri son gune birakmayacagim artik...
Sex shopa bile baktik ama yine de birsey begenemedim. Banyo icin kalp konfetiler guzeldi ama baska bir zaman artik.

Konfetilerden alacagim.

Birseyler yaptik, gunlugume yazdim. Sonra kasabamiza donduk... Once Cristina'nin evine gittik, sonra ben eve gittim cunku ayakkabilarimla rahat edemedim, onlari degistirdim. Sonra aksam yemegi icin Raquel'lerin kafesine gittik, Bernat'ta ordaydi. Bernat Raquel'in erkek arkadasi ve onlarin kafesinde calisiyor, candan cocuk. Yemekten once bilardo oynadik. Hayatimda kac kere bilardo oynadim, sayisini bilirim. Cok nadir gecelerden biriydi. yemek yedim. Arriba deyip ictikleri ickiyi havaya kaldiriyorlar, ardindan "abaja" diyorlar ve karsidaki es-dost ile bardaklari tokusturuyorlar, istege gore bir kac cumle daha soyleniyordu ama hatirlayamiyorum. Yemekte Anna ve Laura ile tanistim. Sinif arkadasim Laia'da vardi. Bu tur bulusmalar, yemekler insanlarla iliskini ilerletmen icin guzel firsatlar. Yeni tanistigim insanlar baya samimi davrandilar. Limonlu bira guzel birseymis...

Yemekten sonra hep birlikte Roger'larin evine gittik, ordan yakindaki bir parka gittik. Ancak saat 12'ye yaklastigi icin benim gitmem gerekiyordu yoksa bir bal kabagina donusecektim...

Yoksa yarin ki yuruyus icin uykumu almamis olacaktim. Didac ve Anna beni kapiya kadar birakti. 12.30'da yataktaydim vallahi.

Sabah 7'de kalktim, giyindim, yatagimi topladim kahvalti icin mutfaga gittim, portakal suyumu ictim, muffin yedim. Esyalari tasimak icin yardim ettim. Farkettim ki, hava buz gibi! Montumu giymistim, ustune bir tane daha giydim!

Bugun evimizden 100 km uzakta yuruyusumuz vardi. Yolda uyudum, guzel ispanyol tarlalarini ve manzarayi kacirdim. Sonunda gidecegimiz yere vardik. Ne ile karsilasacagim hakkinda en ufak bir fikrim yoktu. Arkadaslarimizin bir kismi bizden once varmisti. Julie'nin ebeveynleride ordaydi ama kendisi yoktu, odevleri icin evde kalmis. Cristina'nin ailesiyle tanistim. Albert ve kuzenleride gelmisti. Albert'in kuzenleri, Elisabet ve Isabel benimle ilgilendi. Genelde Elisabet'leydim... Yaklasik 20 kisilik bir gruptuk.

Gittigimiz yer Rupit adinda bir koy, kasaba : http://en.wikipedia.org/wiki/Rupit Rupit yaklasik 1000 yillik bir yerlestim yeri ancak biz turistik amacli degil, spor yapmak icin gittik. Sirasiyla anlatacagim...


Bu eglenceli gruplaydim, ben mavi tisortumle arkadayim...
Zorlu bir parkur sectik, 12 kilometreden biraz fazlaydi. Kopeklerimizi soylemeyi unuttum, 5 tane kopegimiz ve biz... Rotamizi az cok belirledik ve yola ciktik. Bitki ortusu az cok Belgrad Ormani gibi-bu kadar da ozellestiriyorum- ama litolojik olarak Turkiye'de varolmayan ornekler mevcut. Ornegin alttaki fotografta sol ust tarafta gordugunuz kaya ornegi... Kesfettik dinlendik yemeklerimizi yedik...

Sag alt tarafta da ben, Jordi, Didac ve Dingo

Gordugumuz bu inegin merkezi sinir sisteminde bir problem oldugu kanaatine verdim veyahut cok tembel. Yaninda bulundugumuz 10 dakika boyunca nerdeyse hic hareket etmedi.


Rupit y Pruit 2011


Bu fotografin bulundugu yerde fosil ornekleri bulduk, onlarin fotografini cekmeyi unuttum. 200 milyon yil once bu fotografin cekildigi yer denizmis ve civarda kopek baligi disleri bulunuyor ancak insanlarin cok fazla toplamasi nedeniyle rastlamak nerdeyse mumkun olmayacak kadar az. Bu fotograf cekildikten az sonra ayagimi bir guzel burktum. Acisi sonra cikacak...

Parkurun sonlarina dogru yollar daraldi, patika seklini aldi. Yolda irmaklara rastladik ve su ictik. Daha once benzerinde bulunmadigim garip bir parkurdu ama guzel bir parkurdu. Yuruyusun son 4 kilometresinde 2 grup olarak ayrildik ve farkli yollardan gitme karari aldik. Bizim sectigimiz yol daha daha zorlu ama daha kisa bir yoldu. Sonuc olarak bitis cizgisine ilk biz vardik :)

Rupit y Pruit'e, basladigimiz yere vardik. Adi Rupit y Pruit olarak geciyor ama Rupit ile Pruit iki ayri kasaba. Biz Rupit'e vardik aslinda. Kasabaya girer girmez antik bir yerde oldugunuzun farkina variyorsunuz.

Rupit

Kasabadaki kilise 968 yilinda civardaki kaleden 3 km uzaklikta kurulmus. Ilk yerlesme ise 12. yuzyilda gerceklesmis. Kasabada yasayan insanlar var. Bazi binalar restore edilmis ancak tarihi dokuya zarar verilmemis. Yasayan insanlar veya kurallardan oturu kapilar, pencerelerin tahtalari eskiye ait gibi... 

Yazdigim 1000 yillik kilisiye, Sant Joan de Fàbregues Kilisesi'ne girdim. Icerisi eski kokuyor. Resimler eski mi yoksa restore mi edilmis bir fikrim yok. Kilise ozel gunler disinda ayin yapilmiyormus, muze olarak sergileniyor. Hediyelik esya dukkani vardi ama birsey almadim, usendim. Belki tekrar gideriz, ozaman alacagim...

Minik gezintimizden sonra basladigimiz yere gittik ve yemeklerimizi yedik.

Daha sonra ortalik hareketlendi ve cocuklar icin oyun parkurlari olusturuldu. Biz payimizi aldik. Bogada kim en uzun sure durabilecek diye yarisma duzenledik, hehe. Ben katilamadim, ayagimin acisi kendini gostermeye baslamisti cunku.

...

Yeni tanistigim insanlarin telefon numalarini aldim. Arabaya atladik ve eve dogru yola koyulduk. Cok yorgundum ama ayagimin acisindan gercekten uyuyamadim, araba sallandikca ayagim deli gibi aciyordu, blogu yaziyorum hala aciyor ama nispeten daha az. Eve geldik, dus aldim. Pomat surdum, simdi daha iyiyim. Sorun yok anne. baba endiselenmeyin...

Odevlerim icin arkadasimi aradim, odevlerimi yaptim. Simdi saat 23 ve uyuyacagim, uyku saatimi gecirdim bile...

Guzel bir haftasonuydu, kayda deger isler yaptim. 2 ekimi yasamis olmakla birlikte Ispanya'da ki birinci ayimi doldurmus oldum. Cok zorlanmadikca ingilizce konusmuyorum, dili -A1- ogrendim. Sali gunu dil kursum basliyor. Bir de persembe gunleri aksam arkadaslarimla yuruyusum var artik.

BONUS;

Roger ile birlikte Barselona'dan donerken komiklik yapiyorduk.


Sevgiler

-Mert