Merhaba.
3 gundur blog yazmamami tembelligime vermeyin.
Gecen hafta ne zaman hatirlamiyorum, ogretmen okula gelmedi ve filozofi dersi bos gecti. Bos gecen derste muzik ogretmeniyle arkadaslik kurdum ve bana bir ders boyunca katalanca ogretmesini sagladim. Kendisi katalan degil, slovak, iyi mizacli bir adam. Elektronik muzik yapiyormus, okula bilgisayarimi getirmemi soyledi, bir gun garage-band jam session yapacagiz.
Persembe gunu hos olmayan insanlarin hos olmayan tutumlarina maruz kaldim.
Bomberslar seminer vermek icin okula geldiler. Itfayecilere bombers deniyor burda, ilk duydugumda cok sasirmistim -bombers bombers bomb the city, bombers bombers.- 1r ve 2r Baxirellat- Lise 3 ve 4 oluyor- ogrencilerini ve bazi ogretmenleri sinema odasina aldilar. Konusmanin 40. dakikasindan sonra dinlemeye artik dayanamadim ve kitap okumaya basladim. Kitap okurken arkadamdaki cocuk beni rahatsiz etmeye kalkisti. Arkami donup -napiyosun lan!- dedim. Napiyosun lan demedim tabi ki, ingilizce soyledim, bagirdim. Herkes sustu, butun gozler bana dondu. Bile bile bagirdim cunku herkesin cocugun beni rahatsiz etmeye calistigini ogremesini istedim. Cocuk utandi mi veya icsel benliginde herhangi bir devinim baslatabildim mi eminim degilim. Devenim mekanizmasi varsa tabi... Konusmanin sonunda Julie yanima geldi ve bana irkci sozler soylediklerini soyledi, bende who cares dedim. Daha sonra bahceye ciktik, anlattiklarini uygulamali olarak gosterdiler. Icinde bir gonullunun oldugu kaza yapmis susu verilen simulasyon arabasini parcaladilar. Icerdeki yaraliyi cikarmalari, emin degilim, ama en azindan 25 dakika surdu. Insanlar guluyordu ama manzara ironikti. O an gercekten dusundum, asiri hiz yuzunden kaza yapinca kaza yuzunden olmesen bile cankurtaranin-veya itfaiye herneyse- gelmesi, seni arabadan cikarmalari ve hastaneye yetistirilmen... Kulaklarinda stairway to heaven calmaya baslamistir coktan...
Son ders beden egitimiydi, ders normalde 60 dakika ama adam 10 dakika gec birakti(!) 70 dakika dinledim, duymak zorunda kaldim...
Sonra eve geldim, normalden biraz gec geldim tabi gec ciktigim icin, yemegimi hazirladim o sirada host-dad geldi, olanlari ona ingilizce anlatmak zorunda kaldim cunku o anda herseye olan sempatim dibe vurmustu. Konustuk, yemek yedim biraz daha rahatlamis hissetim kendimi sonra siesta yaptim, hehe. Yaklasik 1 saat uyuduktan sonra, antreman icin cantami hazirladim, evden ciktim trene binmek icin finikulere atladim, yolda yine 'aa turk musun, simdi anlamiyor musun beni, aa ne guzel' konusmalari gecti ve muzik dinleyemedim. 6.43 gibi tren istasyonuna geldim. Trene bindigim ilk gun bilet aldim-1.45euro- ama kullanmayi unuttum, kacak bindim bilete yazik oldu. 2. gun gun bilet almadim kacak gittim. 1,45 alacaklari var, hehe. Biletlerinizi arada bir bir memur kontrol ediyormus, yakalarsa 50euro odetiyormus...
7.20 gibi havuzun icindeydim, yuzdum. Olayin komik tarafi takla atmayi unutmusum. Hemen 2 tane kanka yaptim kendime, nevera ve miquel. Bana voltereta-takla, tumbling- atmasini ogrettiler. 1.30 saat yuzdum sonra iceri gittim, dus aldim ustumu degistirdim. Burda soyunma kabini diye birsey yok, herkese cirilciplak dus aliyor, giyiniyor, pek sasirmadim dogrusu. Donuste yuzmeye birlikte geldigim arkadasim helena'nin babasi her zamanki gibi bizi saat 9'da aldi. Hardcore, death-metal dinliyorlar, ilginc hosuma gitti.
Eve geldim, yemek yedim, derslerime bakmadim cunku ertesi gun okulum yoktu.
Evet cuma gunu okula gitmedim cunku vize isleri icin barselonaya gitmemiz gerekiyordu, okula gittigim saatten daha erken kalktim. Kahvalti edip yola ciktik, ilk defa trenle barselonaya gittim. Yaklasik 1 saat surdu. Burda metrolarin havalandirmasi cok kotu. Diger taraftan metro hatlari cok buyuk, bir yeralti duragindan yaklasik 7 tane hat geciyor. Sadece vize islerine bakan bir karakola gittik. Kapida sokagin basina kadar sira vardi, barselonanin sokaklari uzuncana birde... 2 saat bekledik. Kapiya geldik, kapidaki kadin yanlis yere geldigimizi, ikamet ettigimiz yerden herhangi bir komiserin bulundugu en yakin kasabaya gitmemiz gerektigini soyledi. Isabel daha once defalarca telefon etmisti ama bir yanit alamamisti. Kapidaki bir polis bize kaba davrandi. Isabel'de yetkili birini cagirdi, cagirttirtti(!) Iceri girdik, kapida bekleyen insanlar ve kaba memur hakkinda sikayet dilekcesi yazdi. Isabel'i anneme benzetiyorum, isin pesini sonuna kadar asla birakmiyor. Sinirlenmisti tabi, metroya bindik, Santa Feliu-sanirim- kasabasina geldik, randevu aldik. Kapidaki polis aslinda barselonaya gitmemiz gerektigini soyledi...13 ekime verdiler, uh. Ispanya'nin ic isleri turkiye gibi.
Eve geldik, yorgunduk, yemek yedik, siesta. Ders calistim. Telefonuma kontor yuklemek icin bankaya gittim ama kartlarimin ikiside aktive edilmemis gozukuyor. Bankaya kizdim, yolda bisi olsa nakitim bitse, yolda kalsam... Neyseki hallettik, kontor isini, kartlar hala sorunlu... Aksam parti icin Celine'i aradim bilgi verdim. Gunluk yazdim, fazla dusundum duygusal bir ruh haline girdim ki bu en son ihtiyacim olan sey!!
Aksam yemegi icin disari ciktik, ebeveynlerimin arkadaslari, ve benim okul arkadaslarimda ordaydi, herkes birbirini taniyor, hem iyi, hem kotu... Bu aralar isime geliyor tabi, samimi cok guzel bir ortam. Burada sevildigimi hissediyorum. Celin aradi, konsere partiye gelecegini soyledi. Biz de biraz birlikte vakit gecirdikten sonra alana gittik. En yakin arkadaslarim sahnedeydi tabi, Celin'in de gelmesine cok sevindim. Parti guzeldi... Ama erken bitti, 3.10'da evdeydim. Burda partiler genelde sabah 8-9 gibi bitiyor.
Bugunse sabah 10'da kalktim. Uykusuzum. Sabah kahvaltidan sonra ders calistim, kitap okudum, muzik dinledim, yemek yedim, dus aldim sonra ayakkabi almaya gittik. Trekking ayakkabisi aldim burada hep daglara yuruyuse gidiyoruz. Aksam mandolin konseri var ama gidip gitmemekte kararsizim cunku cok yorgunum ve diger taraftan yarin AFS bulusmasi var. Biraz dinlenmeliyim.
Not: Simdi aklima geldi, burdaki gencler ska muzik dinliyor ve gercekten seviyorlar, egleniyorlar. Athena'yi cok seviyorlar mesela.
Sevgiler
-Mert
Saturday, September 24, 2011
Tuesday, September 20, 2011
Monday, September 19, 2011
bonna nuit
Blog yazmayali 3 gun oldu.
Haftasonu AFS kampindaydim, etkinlikler guzeldi, otel guzeldi, insanlar guzeldi, konustuk, kaynastik... Kamp guzeldi yani.
Onun disinda cumartesi gunu arkadaslarimin konserine gidecegim, martorell'de. Martorell'de isvicreli bir arkadasim yasiyormusta benim haberim yokmus!! Onunla birlikte gidecegiz, aramiz trenle 6 dakika. Cumartesi gunu barselonada mandolin konserine gidecegim. Arkadasimin dogum gunu partisine gidecegim haftaya cumartesi. Yarin yuzme basliyor, sali ve persembe gunler 7-9 arasi, Helena ile birlikte gidecegim Sant Sadurni'de orasida trenle 6 dakika ama annesi alip birakacagi icin sorun olmayacak-yasasin- 2 hafta sonra dil sinifina baslayacagim, Sant Sadurni'de yine...
Mutluyum, alistim. Kampta gercekten motive edildim...
Gecen hafta ilk soguk alginligi belirtisini gostermistim, hala devam ediyor. Kampta da bir cok insani hasta ettim sanirim, hehhe!
Baliklar cok lezzetli, ton baligini zeytinyagli, kekikli bir sosla servis ediyorlar, lezzetli.
Dingo'ya yemeklerini ben veriyorum, kopek mamasinin kokusunu seviyorum.
Yazmak istemiyorum, uyumak istiyorum yarin yuzmeye gidecegim iyi uyumak istiyorum.
Iyi geceler
Haftasonu AFS kampindaydim, etkinlikler guzeldi, otel guzeldi, insanlar guzeldi, konustuk, kaynastik... Kamp guzeldi yani.
Onun disinda cumartesi gunu arkadaslarimin konserine gidecegim, martorell'de. Martorell'de isvicreli bir arkadasim yasiyormusta benim haberim yokmus!! Onunla birlikte gidecegiz, aramiz trenle 6 dakika. Cumartesi gunu barselonada mandolin konserine gidecegim. Arkadasimin dogum gunu partisine gidecegim haftaya cumartesi. Yarin yuzme basliyor, sali ve persembe gunler 7-9 arasi, Helena ile birlikte gidecegim Sant Sadurni'de orasida trenle 6 dakika ama annesi alip birakacagi icin sorun olmayacak-yasasin- 2 hafta sonra dil sinifina baslayacagim, Sant Sadurni'de yine...
Mutluyum, alistim. Kampta gercekten motive edildim...
Gecen hafta ilk soguk alginligi belirtisini gostermistim, hala devam ediyor. Kampta da bir cok insani hasta ettim sanirim, hehhe!
Baliklar cok lezzetli, ton baligini zeytinyagli, kekikli bir sosla servis ediyorlar, lezzetli.
Dingo'ya yemeklerini ben veriyorum, kopek mamasinin kokusunu seviyorum.
Yazmak istemiyorum, uyumak istiyorum yarin yuzmeye gidecegim iyi uyumak istiyorum.
Iyi geceler
Thursday, September 15, 2011
Merhaba.
Blog yazmayali iki gun oldu, yazamayali da olabilir.
Okulun ikinci gunu birincisine nazaran daha guzel gecti. Gordugum bir kac seyden bahsetmek istiyorum.
Okulda her yas grubu birbiriyle iletisim halinde gorebilmek mumkun. Her cesit insan var: punkcu, siyahi, bohem, kokos... Topuklu ayakkabiyla gelen kizlari gormeniz muhtemel... Ders degil, sinif sistemi var. Dersleri uygulamali olarak ogreniyoruz; ilkokulda copy-paste olarak yapilan performans odevlerinin daha komplike ve copy-paste yapamadiginiz halini mufredat getirmisler. Ilk Bachillerato mu sinifi gecersem insallah alacagim, belki Turkiye'de IB egitimi veren bi okula nakil olurum, ordan da ver elini avrupa, Sukela!
Okul 8.30dan 15.00'a kadar. Dersler 60 dakika ve tenefus yok. Ogle tenefusu var 30 dakika 11.30 - 12.00 arasi... Isi siki tutuyorlar anlayacaginiz.
Beni matematik ve fizik sinifinda zeki ilan ettiler. Ben de 16 yasina gelip uslu sayilar icin hala hesap makinesi kullansaydim beni zeki sanardim. Biraz ironikler o konuda. Kimya da organik kimya isliyoruz, alkanlar-> alkiller; etil, metil, propan, propil... 9 sinifin ilk konulari yani... Dersleri cok siki tutuyorum, sinifi gecmek zorundayim, hic acik vermiyorum!
Ama bir felsefe sinifi var, olum! Hic birsey anlamiyorum!
Ingilizceleri orta okul veya vasat bir anadolu lisesi ingilizcesine esdeger. Elementary goruyorlar, simple present tense'te -s ekini koymayi unutuyorlar... Durum vahim anlayacaginiz... Neyseki yakin arkadaslarim ingilizce konusabiliyor.
Ogle yemeklerinde evden goturdugum sandvicimi yiyorum. Eve gelince kesinlikle en az bir yarim saat uyuyorum cunku okul gercekten yorucu.
Yarin insallah yuzmeye basliycam. Emin olmamakla birlikte piyano calmayi dusunuyorum. Burada bir muzik okulu varmis lakin burdaki evde piyano yok :- ( Muzikle kopmamaya calisiyorum, burada arkadaslarimin prova yaptigi bir studyo var, oraya gidip arada davul caliyorum...
Okuldan eve gelince Isabel yemegimi hazir bir sekilde tezgaha birakmis oluyor, ben mikrodalgada isitip yiyorum. Canim ya<3 Sonra varsa bulasiklari yikiyorum, sonra uyuyorum, ders, kitap, muzik... Sirasiyla gidiyor...Bugun mektup yazdim, yarin gonderecegim. Facebook'a girmeyi dusunmuyorum artik. Bana ulasmak isteyen insanlar ya da ulasmasi gerekenler, mail adresimi, adresimi biliyor, facebook'a burdaki arkadaslarimla iletisim disinda artik gerek duymuyorum. Az once camasirlari astik Didac'la, ondan once Naz'la skype'ta konustuk, onu da gormek istedim, ozledim. Saat suan 8.15, aksam yemegini 2 saat sonra yiyecegiz. Odevlerimi erkenden bitirdim, dun aksam gec uyudum, bu aksam erken yatmayi-burda yaklasik 10.30 oluyor- planliyorum.
Now, I am going to give you recipe of Pa amb Tomaquet.
Serves up to 4 guests as a snack or other occasions.
Blog yazmayali iki gun oldu, yazamayali da olabilir.
Okulun ikinci gunu birincisine nazaran daha guzel gecti. Gordugum bir kac seyden bahsetmek istiyorum.
Okulda her yas grubu birbiriyle iletisim halinde gorebilmek mumkun. Her cesit insan var: punkcu, siyahi, bohem, kokos... Topuklu ayakkabiyla gelen kizlari gormeniz muhtemel... Ders degil, sinif sistemi var. Dersleri uygulamali olarak ogreniyoruz; ilkokulda copy-paste olarak yapilan performans odevlerinin daha komplike ve copy-paste yapamadiginiz halini mufredat getirmisler. Ilk Bachillerato mu sinifi gecersem insallah alacagim, belki Turkiye'de IB egitimi veren bi okula nakil olurum, ordan da ver elini avrupa, Sukela!
Okul 8.30dan 15.00'a kadar. Dersler 60 dakika ve tenefus yok. Ogle tenefusu var 30 dakika 11.30 - 12.00 arasi... Isi siki tutuyorlar anlayacaginiz.
Beni matematik ve fizik sinifinda zeki ilan ettiler. Ben de 16 yasina gelip uslu sayilar icin hala hesap makinesi kullansaydim beni zeki sanardim. Biraz ironikler o konuda. Kimya da organik kimya isliyoruz, alkanlar-> alkiller; etil, metil, propan, propil... 9 sinifin ilk konulari yani... Dersleri cok siki tutuyorum, sinifi gecmek zorundayim, hic acik vermiyorum!
Ama bir felsefe sinifi var, olum! Hic birsey anlamiyorum!
Ingilizceleri orta okul veya vasat bir anadolu lisesi ingilizcesine esdeger. Elementary goruyorlar, simple present tense'te -s ekini koymayi unutuyorlar... Durum vahim anlayacaginiz... Neyseki yakin arkadaslarim ingilizce konusabiliyor.
Ogle yemeklerinde evden goturdugum sandvicimi yiyorum. Eve gelince kesinlikle en az bir yarim saat uyuyorum cunku okul gercekten yorucu.
Yarin insallah yuzmeye basliycam. Emin olmamakla birlikte piyano calmayi dusunuyorum. Burada bir muzik okulu varmis lakin burdaki evde piyano yok :- ( Muzikle kopmamaya calisiyorum, burada arkadaslarimin prova yaptigi bir studyo var, oraya gidip arada davul caliyorum...
Okuldan eve gelince Isabel yemegimi hazir bir sekilde tezgaha birakmis oluyor, ben mikrodalgada isitip yiyorum. Canim ya<3 Sonra varsa bulasiklari yikiyorum, sonra uyuyorum, ders, kitap, muzik... Sirasiyla gidiyor...Bugun mektup yazdim, yarin gonderecegim. Facebook'a girmeyi dusunmuyorum artik. Bana ulasmak isteyen insanlar ya da ulasmasi gerekenler, mail adresimi, adresimi biliyor, facebook'a burdaki arkadaslarimla iletisim disinda artik gerek duymuyorum. Az once camasirlari astik Didac'la, ondan once Naz'la skype'ta konustuk, onu da gormek istedim, ozledim. Saat suan 8.15, aksam yemegini 2 saat sonra yiyecegiz. Odevlerimi erkenden bitirdim, dun aksam gec uyudum, bu aksam erken yatmayi-burda yaklasik 10.30 oluyor- planliyorum.
Now, I am going to give you recipe of Pa amb Tomaquet.
Ingredients for the basic bruschetta recipe
Serves 2 as an appetizer.Serves up to 4 guests as a snack or other occasions.
- Italian or French country-style bread – in thick slices
- Olive oil
- Medium-sized ripe juicy tomatoes
- Salt
Cooking Time: 0 min.
Preparation Time: 15 min
- Cut 4 thick slices of bread and toast both sides of the slices in a toaster, under a broiler, or grill them on a barbecue.
- When you can, slowly toast the slices of bread over hot wood-embers. The taste of the toasts using this traditional method is unmatched.
- Place the toasts on a platter withouit stacking them. Cut a tomato in half crosswise-ortadan ikiye-. Cup a tomato half in your hand and rub the cut side of the tomato on the toasts. First you do one side, turn the toast over, and rub the tomato on the other side of the toast. Rub all toasts with the tomato halves.
- Don't worry when tomato seeds and a little bit of flesh stick to the bread, it's a part of the Catalan bruschetta recipe.
- With an olive oil cruet or dispenser, if you have one, drizzle olive oil on both sides of the slices liberally. Finally, sprinkle some salt over the slices of bread to taste. The basic Catalan recipe for bruschetta is ready
Monday, September 12, 2011
first day of starting
Bugun okulun ilk gunuydu, butun gece sivrisineklerden dolayi uyuyamadigim saymazsak gune guzel basladigimi soylebilirim. Kahvaltimi yaptiktan sonra 8.10da arkadasim beni kapidan aldi, bir kac arkadasimizla bulusup okula gittik. Okulu gorur gormez, insanlar beni gorur gormez, herkes bana bakakaldi. Siz de eger bir gun ayni duruma duserseniz uzayli gibi hissedeceginiz su goturmez bir gercek, ancak okul kapisindan iceri girene kadar suruyor.
Ilk derste uzun bir interaktif konusma gerceklestirdik, rehber ogretmenime kendimi tanittim. Sinifta arkadasimin- known before- yaninda oturmama izin verdi. Ajandama ogretmenlerin adini ve ders programini yazdim, onemli gunleri, dogum gunlerinide yazdim.
Ogrenciler ayni Turkiye'de ki gibi, distan baktiginiz zaman insanlarin ne kapasitede oldugunu anlayabiliyorsunuz, tabi bu kapasite dis gorunusede yansiyor, istatistik grafiklerinin hemen hemen denk oldugunu dusunuyorum. Biyoloji sinifinda sinav olduk, ilk ingilizce biyoloji sinavimi verdim, fenada yazmadim hani; A ribosome is an organelle of living cell the function of which is to assemble the twenty amino acid molecules to... oyle gitti. Katalanca yazmam gerekiyor normalde, bugun tolerans gosterdiler. Felsefe sinifi tam bir cenaze gibiydi, ogretmen 1 saat boyunca durmadan konustu... Dersler az cok boyle ilk gunlerde...
Eve geldim, soslu tavugumu ve pilavimi mikrodalgaya atmak icin asagi kata indim, bu evin alt kati gercekten garip, gizli gecit gibi. Yemegimi yedim, 2 saat uyudum...
'Ohh, uyku cok iyi' dedigimi hatirliyorum. Sonra ingilizce odevimi yaptim, burdaki ingilizce elementary seviyesinde oldugu icin 5 dakikadan fazla surmedi. Ablami aradim, konustuk. Mektup aldim bugun annemden, beni ne kadar ozledigini yazmis...
Aksam yemeginde omlet, pa amb tomataque ve gazpacho vardi. Pa amb Tomataque tarifini gelecek blogda verecegim. Gazpacho mukemmel bir icecek, onuda sirlariyla birlikte ogreniyim, onunda tarifini verecegim :- )
Dislerimi fircalayacagim, belki biraz kitap okurum ya da gunluk yazarim sonra da uyuyacagim.
Sevgiler
-Mert
11.09.11
Merhaba.
Bugun pazar gunu oldugu icin biraz gec kalktim: 11. 9'dan gec kalkmamisti halbuki daha once... Kahvaltidan sonra arabaya atlayip Barselona'ya gittik... Bugun Ulusal Katalan Gunu'ydu bende Katalan bir aileye sahip oldugum icin, hem gezmek hem de gormek adina gezintimizi gerceklestirdik bugun.
Katalonya Basbakanlik binasina gittik, fotograflar diger makinede oldugu icin bu kismi 2-3 gune donup yazicam...
Merhaba.
Bugun pazar gunu oldugu icin biraz gec kalktim: 11. 9'dan gec kalkmamisti halbuki daha once... Kahvaltidan sonra arabaya atlayip Barselona'ya gittik... Bugun Ulusal Katalan Gunu'ydu bende Katalan bir aileye sahip oldugum icin, hem gezmek hem de gormek adina gezintimizi gerceklestirdik bugun.
Katalonya Basbakanlik binasina gittik, fotograflar diger makinede oldugu icin bu kismi 2-3 gune donup yazicam...
Fotografi biraz buyuk koydum ki gorebilesiniz...
1714'te Ispanyollar'a yenilen Katalanlar bu gunu aniyor, hatirliyor. Olen yakinlarini... 1714'teki yenilgiden cok, ozlemledigim kadariyla bugun biriklerimini disa vurma gunu... Ispanyol Hukumetini Protesto, Franco doneminde yakinlarini kaybetmis insanlar, benzeri hatirlamalar ve protestolar...
Franco, Hitler'den etkilenmis Fasist bir Ispanyol 'adam' : http://en.wikipedia.org/wiki/Francisco_Franco
Isteyen http://translate.google.com.tr/ cevirebilir, protestodan kastim boyle pankartlardi...
Burda bu gunu anan ya da protesto ya da herneyse, insanlar burda toplanip yemek yiyorlar, bu kuyruk daha asagi dogru uzuyor...
Ben Katalanlar'in duydugum ve gozlemledigim kadariyla-arastirma yapmadim- ayrilmalari gerektigini dusunuyorum.
Ornegin Madrid'de otoyollar icin vergi vermiyorsunuz ama Katalanlar otoyol ve ekstra hizmetler icin Ispanyollardan daha fazla vergi oduyor, her iki halkada verilen hizmet ayni. Arabanin caminda Turkiye'de bogaz koprusunden gecerken ki OGS cihazindan var, ama iki tane var.
Her yerde oduyorlar. Bir diger konu, Ispanya'ya yapilan yardim, Katalonya ispanya'ya 6 milyon euro yardim yapiyor ama Ispanya'dan gelen ise sadece 2 milyon euro. Bunlar sadece ekonomik sebepler tabi, bunun egitim kismi da var ama merak eden; http://en.wikipedia.org/wiki/Catalan_independentism
Daha sonra yemege gittik, Yunan restorani. Adamlara uyuz oldum; yemeklerimizi zaten caliyorlardi, yine calmislar: peksimet, dolma, imam... Gavur adamin Imam diye yemegi olur mu lan diye dusunuyorsun degil mi? Imam bayildi... Fotografini cektim.
bugunluk bu kadar, aksam da studyo gittim biraz davul caldim, yarin okul basliyo, yazarim iyi geceler
-Mert
Saturday, September 10, 2011
Font Montacau
Merhaba.
Ozet gececegim bugun, formata uymayacagim, aklimda kalaniyla...
Dun evde yalniz kaldim, disari ciktim m&m ve portakal suyu aldim, yedim ictim sokakta gezdim, sudoku cozdum. Yuzme havuzuna gidicektim, usendim. Guzel Katalan yemekleri vardi evde... Sonra ailemle skype'ta konustum, baktim da ozluyor muyum diye dusundum... Ozluyorum dersem kendi icsel benligimde ozleyecegim, ozlememis olsam da kendimi ozluyora alistiracagim icin kotu olacak; oyuzden ozlemedim!
Ama gercekten ozledigim seyler var.
Aksama dogru Montacau daginda yapilacak olan yuruyuse davet edildim. 9'da evden ciktik, kopeklerimizle birlikte... Cevrede hic isik olmamasina ve bulutlara ragmen dolunay cevreyi yeterince aydinlatiyordu-bizim isiklarimizda vardi elbette.- Kotu tarafi ise karanliktan dolayi ayrintilari goremiyor olmaniz... Bunun size getirisi ise bol bol orumcek agi! Belki gelirken 10 tane orumcek agina girdim; eve geldigim de kafam yapis yapisti... Tarlalarin yanindan gecerken ki uzum kokusu ayri da guzeldi tabi... Bir ara muzik dinledim, cunku parkur gittikce zorlasiyordu, insan konusmak istemiyor. Insan guzel hissediyor gercekten, yasadigini hissediyor; duygusallasmadim degil...
Burdakiler genelde nordic walking yapiyor, ellerinde sopalar, oyle yuruyorlar...
Zirveye ulastik, rakim 400 metre diye hatirliyorum ama emin degilim. Burdaki her dagin zirvesinde defterler bulunuyor; zirveye ulasan insanlar anilarini yaziyor. Ben de yolculuk animi yazdim; deftere yazilan ilk Ingilizce yazi benimdi, yazan ilk Turk'te bendim heralde... Niye Turkce yazmadin gibi bir soru gelebilir: Yazik yahu, nerden bulsunlar Turkce bilen adami ama, altina Turkey, Istanbul yazdim. Sonra bunu kutlamak icin Juan'in-sanirim- cantasindan bir sise sampanya cikti, ne guzel Kutladik tabi, sandviclerimizi yedik, fotografta cektik ama onun makinesinde kaldi, artik bir dahakine...
Donus yolunda Jordi ile utopyalar ve politikacilar hakkinda konustuk... Orumcekleri saymiyorum...
Eve geldim, dus aldim, dislerimi fircaladim, uyudum...
Bugunu yazmiyorum, defterime yazdim.
Simdi Can Torrents'te bir restorana gidecegiz aksam yemegi icin.
Sevgiler.
-Mert
Ozet gececegim bugun, formata uymayacagim, aklimda kalaniyla...
Dun evde yalniz kaldim, disari ciktim m&m ve portakal suyu aldim, yedim ictim sokakta gezdim, sudoku cozdum. Yuzme havuzuna gidicektim, usendim. Guzel Katalan yemekleri vardi evde... Sonra ailemle skype'ta konustum, baktim da ozluyor muyum diye dusundum... Ozluyorum dersem kendi icsel benligimde ozleyecegim, ozlememis olsam da kendimi ozluyora alistiracagim icin kotu olacak; oyuzden ozlemedim!
Ama gercekten ozledigim seyler var.
Aksama dogru Montacau daginda yapilacak olan yuruyuse davet edildim. 9'da evden ciktik, kopeklerimizle birlikte... Cevrede hic isik olmamasina ve bulutlara ragmen dolunay cevreyi yeterince aydinlatiyordu-bizim isiklarimizda vardi elbette.- Kotu tarafi ise karanliktan dolayi ayrintilari goremiyor olmaniz... Bunun size getirisi ise bol bol orumcek agi! Belki gelirken 10 tane orumcek agina girdim; eve geldigim de kafam yapis yapisti... Tarlalarin yanindan gecerken ki uzum kokusu ayri da guzeldi tabi... Bir ara muzik dinledim, cunku parkur gittikce zorlasiyordu, insan konusmak istemiyor. Insan guzel hissediyor gercekten, yasadigini hissediyor; duygusallasmadim degil...
Burdakiler genelde nordic walking yapiyor, ellerinde sopalar, oyle yuruyorlar...
Zirveye ulastik, rakim 400 metre diye hatirliyorum ama emin degilim. Burdaki her dagin zirvesinde defterler bulunuyor; zirveye ulasan insanlar anilarini yaziyor. Ben de yolculuk animi yazdim; deftere yazilan ilk Ingilizce yazi benimdi, yazan ilk Turk'te bendim heralde... Niye Turkce yazmadin gibi bir soru gelebilir: Yazik yahu, nerden bulsunlar Turkce bilen adami ama, altina Turkey, Istanbul yazdim. Sonra bunu kutlamak icin Juan'in-sanirim- cantasindan bir sise sampanya cikti, ne guzel Kutladik tabi, sandviclerimizi yedik, fotografta cektik ama onun makinesinde kaldi, artik bir dahakine...
Donus yolunda Jordi ile utopyalar ve politikacilar hakkinda konustuk... Orumcekleri saymiyorum...
Eve geldim, dus aldim, dislerimi fircaladim, uyudum...
Bugunu yazmiyorum, defterime yazdim.
Simdi Can Torrents'te bir restorana gidecegiz aksam yemegi icin.
Sevgiler.
-Mert
Friday, September 9, 2011
08.09.2011
Bugun yorucu bir gundu, evet. Burda gunes biraz erken parildamaya basliyor, bulutlar onune geciyor, zavalli gunes. 8'de alarmim caldi, 8'i 7 gece yataktan kalktim, giyindim, odami topladim iceri gectim. Her zaman ki gibi pa amb tomataque yedim, domatesli ekmek yani sonra da bir dilim ekmek frambuaz marmeladiyla… Ve yasmin cayi…
Bugun barselonaya gittim, gezdim gordum. Benim kasabamdan arabayla yarim saat suruyor sanirim, 30 kilometre. Barselonaya geldik, arabayi otoparka parkettik, sonra metroya yuruduk. Metrodaki havalandirma cok kotu, nefes alinmiyor gibi... 2 ya da 3 durak gittikten sonra metrodan indik.
Gaudi
Gaudi ve bir mimar daha simdi adini hatirlamiyorum eserlerinin fotografini cektik. Diger mimar da en az gaudi kadar -bence- guzel. Icerde insanlar yasiyor, dunyadaki en unlu mimarlardan birinin yaptigi evde, barselonanin ortasinda yasiyorsun, dusunsene, How cool!
Bu binada cok hosuma gitti, sehir kulturu orneklerinden.
Bir diger modernist yapi ornegi. Aslinda boyle binalari koy koy bitmez cunku o kadar cok var ki… Taksim gibi...
Sonra Barcelona merkeze gittik, tabi beni hemen karsiladik iskemle, cay, tavla getirdiler. BARSELONA MERKEZ UYANIK OLSUN HERKES! Sagolsunlar, gurbetcileri seviyolar.
Aslinda durust olmak gerekirse, bugun biraz apaci gibi gittim. Cunku bu plan ani gelisti elim de ne bi booklet vardi ne de baska birsey. Internette arastirma yapicam, binalar,yerler mimarlar hakkinda bilgi toplayacagim, bir daha gidicem, ehe.
Barselona sokaklari, istanbul sokaklari gibi. Istanbulun 30 yil sonra hali barselona. Soforler yol veriyor, yerler de cop yok ya da istanbula gore daha az var. Las Ramblas diye bir caddeleri var, uzerinde saticilar var; kucuk evcil hayvan, turistik esya satip, bufecilikle ugrasiyorlar. Burda cok fazla Fasli var, rokoko mokoko morokko yani. Sacma seyler satiyorlar sokaklarda.
Gotik akimiyla insa edilmis bir kilisiye gittik, daha once hic bir gotik yapidan bu kadar etkilenmemistim, gercekten, disi degil de, ici sizi orta cag goturuyor cidden. Icerde 1000 yillik esyalar var, kac yillik bilmiyorum, sallamayayim ama gercekten cok eski tabutlar var, ahhh.
Ironik olan olay ise, icerde mum yakmiyorsunuz, parayi makineye atiyorsunuz elektronik bir lamba yaniyor.
oh!
Eski dedigim tabutlar bunlar, Harry Potter'daymisim gibi hissettim.
Ironik lambalar.
Aaa soylemeden gecemem burda bir opera binasi var, neyse onu gecicem, 4cat diye bir mekan var burda. 19 yuzyilda, zamanin entellektuel kesiminin takildigi yer, fotografi olucak... Telefondaymis uzgunum, inanilmaz useniyorum.
Fotograf makinemin sarji bittigi icin kalanlari telefonumla cektim, ne kadar kaliteliler bilmiyorum ama bilgisayara aktardim da bi sorun var simdi bilmiyorum daha dus falan alicam pooohh.
Ek olarak bugun Isabell'in annesiyle tanistim yani host-anneanne. Gayet tatli, hanimefendi, guleryuzlu bir kadin. Pek konusamadik ama onemli olan kalpler bir olsun tabi. Kotu olansa bugun hayatimdaki en kotu eti yemis olmam. Hem domuz eti hem de pismemis, iki bardak suyla bitirebildim neyseki :- )
Yarin Asta'ya kart aticam, bugun kartlar aldim, ehe. Bu aralar mektuo bekliyorum. Mektup beklemek...(Y)
-Mert
Thursday, September 8, 2011
Quiero fresa y melón
07.09.11
Today I got up up early like 8.00 o'clock, later contunie to sleep. After waking up, I dressed my t-shirt and short up. I slept like a baby last night with no mosquitos inside of my room. Today was the different day to accept something like starting to understand where I am belonged.
I prepared my bread and some marmalade to eat with a cup coffee then started to study some spanish&catalan. I have got some messages from Elsa to my phone and talked with her on Facebook. Today I just postponed some works like riding bicycle and maybe caring with Dingo. However it was good to learn some language… I am happy to see some e-mails from friends and parents at my inbox; it makes a little bit easier when you are away from what you really have. Thanked them. On the other-hand I feel good here, just needs sometime to get used it. It is not so dramatical as is seen.
I messaged Roger to go out, but really forget him to have atlethics training. Later I have texted or sent message-i don't remember- Helena to do something that she has called me to eat some ice-cream with Cristina so I agreed. I asked to parents, went out to meet friends.
The most important thing today, I went to ice-cream shop, called the ice-cream seller and order some in spanish, told: quiero maduixa** y melo!-in catalan- It was like some catalan and some spanish, who cares!?
The time spent with my friends to eat ice-cream, to meet with new ones. So, so, I came home, did needless things to tell.
After writing this blog, I am feeling sleepless and tired. So bye.
P.S This blog was written by me with no emotions or feelings. I don't write my feelings and emotions to a public blog, right?
-Mert
Tuesday, September 6, 2011
Hola
05.09.11
Bir gun rotarli yazdigim icin hatirlamiyorum, hatirliyorum da useniyorum; kotu olan gunu gunune yazamamak iste :(. Sabah kalktim, sonra kahvalti sonra bisiklet surmeye ciktim arkadasimla, en az 12 kilometre surduk. Ispanyol tarlalari, baglari, uzumler… sonra cristina ve helena bana kasabayi gezdirdi. Sonra isabelin arkadasiyla daglara yuruyuse gittik, ordada bi 8 km yuruduk, arkadaslarda 2 kilometre desen… 12+8+2= 22 km… vaynasini…
06.09.11
Bugun gune uykusuz basladim, cunku aksam cok yorgundum ayrica sebebini bilmedigim bir hadiseden oturu surekli huzursuzdum. Belki sivrisinek… Burdaki sinekler cok serefsiz, cidden serefsiz; ben onu oldurene kadar kanimi emiyor… Sabah arkadasimin mesajini gordum.
9.30'da kalktim, yatagimi topladim, yastigimi havalandirdim… Burda yastiklar Turkiye'dekilerin aksine genis ve uzun. Sonra ustumu degistirdim, iceri gittim. Bogazimda dun ki pis sudan aldigim mikroplarin getirisi olan enfeksiyonu hissettim; bu nasil bir cumle? Kendime Turk cayi yapmayi denedim ama burda caydanlik nerdee? Birseyin icin de yaptim ama hatirlamiyorum, tadi da kotuydu. Frambuaz recelide gercekten yurdumdakilere benzemiyor, yurdumun receli bir baska tatli! Turkiye'yi henuz o kadar ozlemedim.
Kahvaltidan sonra rujeyle-adi boyle okunuyor desifre etmiyim- disari ciktik, katalan sokaklarinda dolastik, kopegini gezdik; adi gunes! ispanyolca sol…
Sonra eve geldim, yemek yedim. Yemekte et ve pilav vardi. Pilav yagsiz ve tuzsuzdu. Et lezzetliydi. Bulasik falan filan iste. Bulasiklari bir gun ben yikiyorum, bir gun kardesim yikiyor ama diger taraftan birbirimize yardim ediyoruz. Ama bugun biraz ariza cikardi ama buyuk bir bisi yasanmadi, sorun yok.
Burda yerel yemekleri var: pa amb tomaquet isteyene vikipedi linki : http://es.wikipedia.org/wiki/Pan_con_tomate Dilimlenmis ekmegi aliyolar, ustune domates, yag. Bu kadar. Lezzetli ve basit. Daha tapas yemedim, bakalim...
Burda saat 13.00 ile 17.00 arasi heryer kapali. Kilise bile kapali lan… Sokaklarda kimse yok… Sonra beni buradaki tarihi bir kaleye goturduler, ben ona gelida kalesi diyorum… Fotograf cektim… Sonra rujenin kiz arkadasi ve onun arkadasi geldi, onlarla birlikte burda kucuk golumsu bir yere gittik, akarsu gibi ama akmiyor, bildigin dere aslinda ama ormanda, kaynak su var, buz gibi ve mineralli, tabi ulkemdekilere benzemiyor. Ormana giderken, yilan gorduk, onunda fotografini cektim, cok korkuncmus gibi zipladilar ama o kadar korkulacak bir yilan gibi degil sanki. Ortada, pek net gozukmuyor.
Katalan devrimini konustuk, adamlar hakli, ayrilsin.
Sonra geri donerken bir gruplar karsilastik, oturduk konustuk falans… Iste orda biraz kotu oldum cunku herkes guzel saniyodum, degilmis… Sonra studyoya gittik, biraz muzik yaptik… Buralari cabuk geciyorum, yazmaktan yoruldum.
Sonra eve geldim, simdi yatakta uzaniyorum, yemek yerim heralde… Yarin derslerime bakicam, belki bilgisayardan biraz fizik ve kimya calisirim. Yurtdisi kolaymis hersey bebek isiymis… Ispanya da degil arkadas, gayet tugla gibi kitaplari var ve yaz tatilinde bile ders calisanlar var…
-Mert
Sunday, September 4, 2011
Ilk gunler...
03.09.2011
Aslinda dun yazmaliydim ama aksam odama gec dondum ve uykum vardi, uzgunum…
Dun kampa gelirken zorlandim, valizlerim agirdi ve bir tanesi kullanissizdi, sabah Batu, Turan, Burakcan ve ailem beni gecirmeye geldiler.
--
Ucaktan indigimizde pasaport sirasini gorunce uzulduk. Tuvalete gittim, tuvalette sabun yok, bu insanlar pis olabilir. Pasaport sirasinda Aytul adinda bir kadinla tanistik, kizi ispanya da master yapmaya gelmis, bize telefon numarasini verdi, bir hafta barselona da kalacakmis. O da cok tatli yardimsever bir kadin, onunla bagimi koparmak istemiyorum, arayacagim! Goksu Gencay'ida arayacaktim, onuda arayacagim! Kadindan sonra bizi iki afsli karsiladi onlarda yardimseverdi, ben bavullarimi tasirken zorlandim:(
Havalaninda ki insanlar -afsliler- ilk basta bana soguk geldi, yanlarinda gitmedim. Orda hatirladigim kadariyla Julie ve bir kac kisi vardi, italyanlarla konusmaya calistik ama arkadas canlisi degildiler, aslinda konuskanlar ama ingilizceleri iyi olmadigi icin biraz garip oluyor. Daha sonra otobuse bindim ve birkac kisiyle tanistim. Kampa geldik, bavulum beni yine zorladi… Bize oda numaralarimizi verdiler, 45 numaralari oda da Mickey-taylandli bir cocuk- ve Teresa'ya birlikte kaldim-sanirim isvecl-. Oda numaralarimizi aldiktan sonra odalarimiza gittik, o siralarda Clara ile tanistim, avusturyali biraz garip bir kiz. Insanlarin toplandigi yere gittim. Mickey'i davet ettim ama benimle gelmedi. Orda Clara'yla konustum ve Nadia ile tanistim-Belcikali, esmer kiz- Nadia gercekten iyi biri benim yakin arkadasim oldu.
Daha sonra futbol oynamaya gittik ki ben asla futbol oynamam; kaleci oldum. Bizim takimimizda ogulcan, clara, luisa-usa-, sahil-avusturya- , julie ve nadia.
Macta Julie ile cok yakin arkadas olduk, hatta en yakin arkadasim o oldu diyebilirim, sevimli biri. Futbol oynarken julie ve nadia'ya iki tane palamut hediye ettim, bunu ne anlami var bilmiyorum. Ilk maci biz kazandik, ikinci macida biz kazandik. Ogulcan gercekten iyi oynuyor. Sans ki ayaginin alti yaralandi ve pansuman yapildi, bunlar olduktan sonra yurumekte zorlandi. O anda amerikalilar geldi, Emily'le karsilastik sarildik konustuk. Sonra Alex, Sarah, Maya ile tanistim. Bir kac etkinlik yaptik; 3 grup olduk, her grup birbirine dogru kostu ve el ele tutustu. Amac birbirimizin elini birakmadan tam bir cember olabilmekti ve bu gercekten eglenceli -gramer yerlerde- Digeri ise rastgele biriyle sohbet etmekti…
Burdan sonra yer yer uzun birakip, yer yer kisa kesecegim…
Sonra bize birseyler anlatmak icin buyuk bir odaya aldilar, AFS kurallarini anlattilar. Sonra yemek yedik. Yemekte balik ve salata ve muz vardi. Yemekten sonra disarda Amerikalilarla takildik, ogulcanla birlikte. Sonra julie, sahil, klara, andrea, hollandali bi kiz, ogulcan, nadia disarda gec saate kadar eglendik, fotograf cektik, klarayi sevdim. Sonra aksam oldu.
Sonra sabah oldu, gec yattigim icin zor kalktim ama hemen uyandim, giymemiz gereken tshirt'i ve evraklarimi aksam yanima almayi unutmustum ve nerede biraktigimdan emin degildim! Halledildi tabi. Dus aldim, su soguktu ama guzeldi.
Kahvaltimi aldim ve otobusun yanina gittim. Otobus arka arkaya gelirken sokak lambasina carpti ve benzin deposunu kirdi, heryer benzin oldu, polis, itfaiye geldi. Cok umutsuzdu… Yeni bir otobus geldi ve ona bindik, tabi biraz gec kalmistik. Terminalde kostura kostura otobusumuzu aradik ve bulduk. Sonra bindik, biner binmez ben daha oturmadan hareket etmeye basladi… 8 saat yolculuk yaptik, yolda eglendik. Ama yol ve otobus, ne kadar anlatabilirim ki… Fotograflari facebook'a koydum.
04.09.2011
Bugun pazar, sinekler beni butun aksam uyutmadi. Sabah kalktigimda saat 9.45ti, 15 dakika odami topladim, kahvalti edilmisti. Yatagimi toplamak gercekten zor, kisa bir yolunu bulmam lazim. Kahvaltiya oturdum, bizdeki pastane urunlerine benzer-pogaca, acma- seyler yedim ve portakal suyu ictim. Kahvaltidan sonra bulasiklari yikadim, Bulasiklari Didac'la sirayla yikiyoruz. Isabelle ile masada oturduk. Post-it lere esyalarin katalanca, ispanyolca ve ingilizce isimlerini yazdim. Ingilizce isimler Didac icin, didac'in ingilizcesi gercekten cok kotu.
Yemekten sonra odama gittim, bilgisayarimi actim maillerime baktim. Sonra didacla biraz ingilizce calistim, future tense ogrettim, ogrensin. Surekli i will i am going to diyorum, bunca zamandir anlamiyormus, vayanasini.
Sonra isabelle arkadaslarina gidecegimizi soyledi-kahvaltida soyledi- ve onlara tatli yapmak icin markete gitmesi gerektigini. Ona eslik edicegimi soyledim. Evden ciktik markete dogru yuruduk, keske marketin fotografini cekebilseydim, anyway.
Markette sadece sebze, meyve ve hayvansal urunler satiliyordu, Orhan marul, tereyagi, yumurta, portakal ve sanirim bir kac sey daha satin aldik. Sonra eve gittik, esyalari mutfaga biraktim. Sonra odama gittim sanirim biraz daha ingilizce calistik. Sonra post-itlere esyalarin adini yazdim ve buzdolabina falan yapistirdim. Isin kotu tarafi hic bisi hatirlamiyorum… Isabel tatliyi yaptiktan sonra arkadaslarina gittik. 10dakika yurume mesafesinde. Evlerine gittigim de bana bir suru soru sordular… 2 cocuklari var, ayni okulda olacagiz. Kasabada su ana kadar gordugum herkes, yakisikli ve guzel… Yemege oturduk, salata yedik. Ben sadece salata yiyecegiz sandim. Sonra biftek ve kuskus pilavi geldi. Gercekten kuskus pilavi, baharatsiz. Adina da kuskus diyorlar, haha. Albert beni yuzme havuzuna cagirdi ama hala yorgun oldugum icin kabul etmedim, boynum ve omuzlarim agriyor… Sali gunu bisikletle dolasmayi teklif etti, onu kabul ettim. Jordi ve Isabelle ve arkadaslari muzikale gideceklerini soylediler, beni de davet ettiler ben de dusunecegim dedim. Butun bunlar olurken evde the faculty filmini izliyorduk. inanilmaz garip ve sacma bir film…
Eve geldik, onlara Ilhan Ersahin'in albumunu actim. Turkiye ile ilgili bir kac sey anlattim, sonra cok uykum geldi ve uyumaya gittim. Sinekler her zamanki gibi beni yine uyutmadi. Yaklasik 2 saat yattim(!) Sonra kalktim, didac televizyon seyrediyor, ben de salonda bunlari yaziyorum, yazdim.
Biraz satranc oynadik, tv izledim, simdi pizza yiycez...
Friday, September 2, 2011
Flight: TK 1857 - Istanbul / Madrid Barajas
Madrid ucagim 08.10'da, bugun gidiyorum...
Yeni bir ulke, dil, hayat, aile, dostlar, okul... Hepsine bir kac saat sonra kavusuyorum; ayrilik, uzuntu, yalnizlik... bunlari saymiyorum.
Yazmak istemiyorum, Ispanya'da baslarim.
-Mert
Yazmak istemiyorum, Ispanya'da baslarim.
-Mert
Subscribe to:
Comments (Atom)


