Sunday, October 2, 2022

Uzun zaman sonra

 Uzun zaman sonra buraya tekrar bir uğrayayım dedim. Aradan 10 yıl geçmiş. Aslında apayrı ve yeni bir blog açmayı düşünüyordum; işleri zorlaştırmak yerine buradan başlamak en doğrusu. 

Zaman geçti, bayağı, oldukça fazla. O zamanki blog yazan Mert'le şimdi blog yazan Mert aynı haha. 

Hayat garip biraz. Bu hafta sonu arkadaşlarımla yürüyüşe gidecektim ancak bacağımdaki bir ağrı nedeniyle gidemedim, olabilir. Bugün evde tüm ev işlerini yaptıktan sonra kalan vaktimle yürüyüşe çıkacaktım. Internette I am bored what to do yazınca bir süredir aklımda olan blog a başlamaya karar verdim.

Bu aralar Alain de Botton'un bir kitabını okuyorum, okumaya çalışıyorum. İçinde Lojistik, bisküvi yapımı, girişimcilik, muhasebecilik gibi mesleklerin incelemesi var. Sabahları işe giderken okuyunca güne biraz daha güzel ve farkında başlıyorum. Çarşambadan beri yüzmeye başladım, 3 gün oldu gittim.Bankanın CEOsuyla buluştum, Onur Genç. Bayağı pozitif biri ve beni güzel karşıladı. Tam olarak mentorum olmayı kabul etmese de, buna vakti olmadığını söyledi, 6 içinde tekrar görüşmek istedi. Yoğun ve zaman zaman 24 saatlik bir ajandası var o yüzden anlayabiliyorum. Umarım ben de ona naçizane bir şeyler katarım. 

Nowcasting modellerini biraz daha hızlı öğrenmeliyim. Bu hafta yoğun olacak. Merak ediyorum acaba bloğu devam ettirebilecek miyim :)



Sunday, January 8, 2012

It is been long time

Selam

Uzun bir zamanin ardindan yazma karari aldim. Hem turkce, hem ispanyolca sozluk yaziyorum, bide bunu yazmak fazla geliyor. Hergun yapsam fazla gelmez gerci, sikinti tarafi Jordi'den fotograflari almam bir kac gun suruyor, istedigim zaman alamiyorum. Aldigim zaman daha cok birikiyor, birikiyor... Bunu sevmiyorum.

Once Nadal'dan baslayayim.

Nadal, Navidad, Christmas, Noel... Hepsi ayni anlamda, feliz navidad ve bon any deyislerini burda duymak mumkun. Burda 23 aralikta okul tatile girdi, ayin 9'una kadar tatil. Ayin 9'u dedigime bakmayin, yarin okul aciliyor. Mutlu muyum, evet mutluyum ama heyecanli degilim... Yarin Julie'yi arayip butun odevlerimi ondan kopyalayacagim.

Neyse Nadal diyorduk, Katalunya'da nadal diger ulkelerde oldugu gibi kutlanmiyor. Burda guzel bir aile yemegi yeniyor, bir gun birlikte geciriliyor. Hediye kismi 6 ocakta, anlatacagim.

Didac - Sergi - Isabel

Kuzen Marta ve teyzelerim.

Pek anlatabilecegim birsey yok bugune dahil sizlere... Yemekleri bizimkilerden daha lezzetsiz ama yeterli lezzetli-nasil bir cumle oldu bu- 

Burasi Ines'in evi. Ines yalniz yasiyor, esiyle bosanmis, esi ve kizi ingiliterede yasiyor, pek cok seyi sadece kendisi hazirlamisti. Ailenin kalan kismi gelince hemen olaya mudahale ettik ve mutfaga daldik. Ines'e yardim ettik ve isin buyuk bir kismini birlikte bitirdik.

Yemege oturulmadan hemen onceki hali bu.

Tabaklarda et sulu makarna goruyorsunuz. Bu ana yemek daha sonra masa kismen gorulebilen patates, sucuk vb. garniturler var, onlarida tabaktakiler bittikce, tabaga koyuyorsunuz karisik yiyorsunuz; yazidigim kadar kotu degil.

Isabel'in babasi sogugu seviyor, hayati boyunca soguk suyla dus almis, hava cok soguk degildi ama ne de olsa aralik, biz montlarlaydik. Oda havuza girdi.

Ogune kadar hicbirinin adini tam olarak bilmiyordum, 25 aralikta hepsinin adini ezberledim ve joan amca, beli teyze seklinde cagirmaya basladim onlari, sonra bir ara jordi ve isabel anne ve baba deme mevzum acildi fakat emin degilim, oyle seslenip seslenmemekte. Istiyor muyum.... Bundan da emin degilim. Ismiyle hitap etmek hosuma gitmiyor, ama anne ve baba demekte, of garip : D

Hepimizin ustunde isimlerimizin kartlar vardi, tabaklarin onunde, benimde adim yazilmisti. Yemekten sonra o kucuk kartlari topladim, odamda panoma asililar, hehe saklayacagim. Yemekten sonra yuruyuse ciktik Puig i Cadafalch caddesinde. Puig i Cadafalch, Gaudi'den daha az unlu fakat eserleri en az onunki kadar guzel bir mimar.

http://en.wikipedia.org/wiki/Josep_Puig_i_Cadafalch

Beli, Montse ve Sergi yururken 1-2-3 uctu uctu oyununu oynadiler, bu oyun evrensel sanirim, hehe. Carrera de puig i cadafalch'tan sant cugat'a kadar yuruduk sonra ordaki yokusu tirmandik.

Sant Cugat katedraline gittik. Katedralin onundeki buyuk cam, nasil adlandiriliyor bilmiyorum lakin orda buyuk cam, avrupada ki bi katedralin onunde bulabileceginiz en buyuk cam, en buyuk mimari yapi. Nasil aciklayabilirim bilmiyorum. Gercekten buyuktu, gorgusuzce buyuktu.

Kilisenin bahcesinde Francesc Cabanas Alibau adli bi ressamin heykeli vardi, daha arastirmadim, arastiracagim neymis nasilmis diye.

Yakin bir zamanda hemen yazacagim.

Sevgiler

Mert








Friday, November 11, 2011

10 gunluk blog

Zamanim yok yazmaya dostlar...

Gecen haftasonu Fransa sinirinda bir daga gittik, ismi La Morina. Arkadaslar dostlar..... Ertesi gun zorlu bir yuruyuse ciktik, yagmur yagiyordu, 5 kat giyindim...
Yemeklerde servis yoktu, tabaklari mutfaga biz goturduk, malum hostel; boyle seylerin yasanmasi normal.
Ormanda yururken kaybolduk, sonra dagdan koye inip sora sora bulduk yoksa vay halimizeydi, bizim icin endiselenmisler.
Isabel'in arkadasinin restoraninda yemek yedik, hayatimda yedigim en lezzetli yemeklerdendi, sefin adi xavier ama soyadini hatirlayamiyorum.
Anlatacaklarim var anlatamiyorum burda, afs izin vermiyor haha.
Elisabet bana masaj yapti.
Hafta ici tirmanmaya gittim yine arkadaslarla.
Biyoloji kitabimi kaybettim sandim, sonra buldum okulda.
Arkadaslarimdan cok guzel bir mektup aldim, cok mutlu ettiler beni.
Filmler izledim.
Cumartesi gunu barselonada yasayan bir arkadasimla bulusacagim, afs-ispanyadan once taniyorum; dunya kucuk bak firsat oldu bulusacagiz.
Dun aksam montse'nin evine aksam yemegine gittim, forcada kardeslere odevlerinde yardim ettim, pat metheny konseri hakkinda konustuk ama 85-109 euro be abicim, BIR konsere okadar vermek istiyorummmmki bu ay harcamalarim oldu veremiyorum, ehe.
Didac'la bisikletle turladik, daglari, goyumuzu... Gal.la ile karsilastim, mezarliga girdik... Bisikletle micirli yolda viraja girdim, bariyere tosladim da durdum. Boyle bir blogun yazilamama ihtimali yuksekti yoksa.
Pazar gunu barcelona'da bisiklet yarisi var, 30 km. Cumartesi erken donup dinlenebilirsem jordi ile gidiyoruz.
Piyano calmak istiyorum evde piyano yok :F
Bugun helena'yla konustuk, kurs-spor donusu........
Uykum var, istanbuldaki ogretmenime mail atamadim.
Blog yazma sikligim ve yazdiklarim gittikce azaliyor cunku ozel hayatima dair seyler yapmaya baslayabildim. Demek istedigim oh yaptim degil artik yapabiliyorum, iletisim kurabiliyorum ki yapabiliyorum. Mutluyum be blog, ama sana daha nadir ugrayacagim artik.

Sevgiler

Mert

Wednesday, November 2, 2011

AFS, pals, la castanyada

Merhaba,

Iyiyim.
2 hafta sonu once AFS kampin vardi. Africa-afs gonullum, herseyi anlattigim insan, psikologum- ile konustuk, dertlestik.
Gece bir oyun oynadik Barselona'da bir metro duragindan diger metro duragina kadar kacan AFS'lileri Barselona'da aradik ve en yakin metro istasyonuna goturduk. Cok yorucuydu. Bu aktiviteden sonra bir parka gittik, konustuk, vakit gecirdik. Parkta bir oyun aletinde - simsiki tutunuyorsunuz ve donuyorsunuz ve cok eglenceli- nerdeyse kusana kadar donduk, hahaha:D Alman bir kiz benimle bunun kac bira etkisi yaptigini tartisti, bana gore 3 ona gore 8.

Biz boyleyiz, sirin bir grubuz, orda olmayan bir kisi var; Elsa Jarbur, isvecli arkadasim, dun ulkesine dondu. Cunku ailesi ona cok kotu davraniyordu ve AFS inatla ulkesini degistirmedi. Oda dayanamadi ve gitti. Isimleri soldan yukardan sag dogru baslayip yazicam; lisa gonullu victor-paul, celine, marcello, koshiro, ronja, essi, michelle, teresa, mickey, mert, karen, maya, marcello, willow, jessica, claire, chloe, lara, nichole, gonullu-abaza ve sahil.

Burda dagcilik sporuna basladim, sinifta bir kac arkadasim da yapiyor. Spor salonunda tirmandigimiz zaman digerlerini gormekte mumkun oluyor, boylelikle okuldan sonrada istedigim/istemedigim tipleride gormek durumunda kaliyorum ki bu iyi birsey benim icin.

Haftasonu karen ve bir arkadasiyla kahvaltiya gittik barcelonaya, arkadasinin adi Jordi, 2r batxillerat karen gibi barselona'da okulu, escinsel. Kahvaltida bikini isimli tostlardan yedik. Sonra alisveris yapmaya gittik, tirmanis, dag herneyse ayakkabisi aldim, bir kac hediye ve bileklik aldim. VE VE 2.5 ay sonra ilk defa fast-food yedim, neyse oraya gelicem. Alisveristen sonra Jordi bizden ayrildi cunku eve gidip ders calismasi gerekiyormus. Sonra bizde meyvelerimizi aldik karenla, gittik bir meydanda oturduk konustuk fotograf cektik kaykaycilari izledik sonra tak chloe aradi barselonadaymis o geldi, iste sonraaaaa KFC'ye gittik. Chloe amerikali ve Kentucky'de yasiyor, elemanlara chloe'ye bedava tavuk vermeleri icin ne kadar israr etsekte reddedildik. Yemek yedik, mun, yahudiler ve toplumlarin rasyonelligi hakkinda konustuk. Sonra Fnac'e gittik, bi kac kozmetik urunu aldilar, bende milleti kestim.  Sonra karen ustumde erotik bir kac hareket gosterdi, ogretti. Sonra farkli hareketli birbirimizin ustunde cesitli kombinasyonlarda denedik. Sonra yine konustuk, konustuk.

Insanin burda konusmaya ihtiyaci oluyor, lakin yeni dile cok hakim olamadiginiz icin kendinizi oldugunuz gibi anlatamiyorsunuz ya da hissettiginiz gibi, cunku farkediyorum ki insanin ana dili kimligiyle bir butun. Bir ispanyol, duygu dusuncelerini 2 aylik Turkce'yle ne kadar anlatabilir, misal...

-Gun basinda 3 euroluk barselona biletimi kaybettim ve gittim bi daha aldim. 6 Euro'ya barselona'ya gittim, bi daha ASLA! bana iyi ders oldu, 6 euro yaaa-

Sonra trene gittim, bilet aldim. Trene dogru giderken elisabet'le clara'yi gordum-iki kardesler. Onlar bana yolda eslik etti ve aksam yemegi icin eve cagirdilar. Kabul ettim. Trenden indikten sonra anneleri beni arabayla eve birakti, canim. Sonra onlara yemege gittim, judith isimli bir arkadaslariyla tanistim. Hatun guzel ancak tarzindan kaybediyor, uzgunum, kaybettin.

Yemekte spagetti, biftek, spagetti, pa amb tomaquet, salata, creme de catala ve adini hatirlamadigim bir tatli daha yedim, cok yedim :(

Elisabet'in ajandasina minik notlar yazdim. Sonra tiyatroya gittiiiiik. Hep birlikte, buenos aires'ten katalunya'ya gelen bir kadinin hikayesini anlatan monolog. Gittigimde okul arkadaslarimida gordum, oyuncu bir arkadasimin annesiymis. Onlarla da konustum, gordugume cok sevindim. Oyunun dili arjantin ispanyolcasi ve katalancaydi. Ispanyolca'yi anlayamadim, ama katalanca'nin tamamini anladim. Sonunda ulkenin nerde oldugu veya hayatini nerde yasadigin onemli degil, onemli olan hatirladiklarin, arkadaslarin ve anilarin diye bitirdi, dedim ki, sen mukemmel birisin bana bir suru duygu yasattin. 3-4 dakika alkislandi, sonra ayakta alkislandi, gozleri doldu oyuncunun, benimde dolmus olabilir hatirlamiyorum. Cunku konu sizle alakali olunca, izlediginiz seyin yasattigi cok daha yogun oluyor, turkce olsaydi bu kadar etkilenmezdim ve bu oyun turkiye'de olsaydi bu kadar etkilenmezdim belkide, bilmiyorum cok begendim.

Sonra tavuklarin yumurtladigi kucuk beyaz sey nedir, bakin az once yazdim. Sifreyle verdim ki arada google translate yapan uyaniklar oluyor burda. Neyse iste onlardan 20 tane aldik hallowen icin.

Ertesi gunu pals'a gittikAilemin yazlik evine. Ahanda boyle bir ev;


Ev ve bahcsi biraz buyukcene cunku bahcede bisiklet yarisi yaptik ama buyuk ev sevmiyorum, 15 odaya gerek yok bir evde bizim gibi bir grup gelmedikce, oda nadirdir. Denizden 4 kilometre uzaktaydik.

Pals nasil bir yer?
Gelida'dan biraz daha kucuk ve turistik bir koy. http://en.wikipedia.org/wiki/Pals

Geldigimde voleybol oynamamiz icin didac ve albert agi kuruyorlardi, onlara yardim ettim. Sonra isabel ve jordi'nin arkadaslari geld, 13 yasinda alex diye bir cocuklari var. Alex olgunlasmamis limonlari koparip firlatmayi seven, hep sikayet eden bir cocuk, oda oyle napalim.

Yemekten sonra yetiskinler sarhos oldu ve o halde bizimle voleybol oynadilar, oynamasi, izlemesi cok zevkliydi. Sonra albert ve didac havuza girdi, ben girmedim cunku o anda sicak suyumuz yoktu ve gunes batmaya baslamisti.

Ben yinede onlarin fotografini koyuyorum: alex ve albert.

Dingoyla oynadik. Aksam disari ciktik, halloween-la castanyada- icin nereye kucuk sari-beyaz 20 sey atsak analizi yaptik...............


Ertesi gun bisikletleri aldik, plaja dogru yola koyulduk.


Yolda birsuru pirinc tarlasi ve yengec vardi. Kirmizi yengeclerden, sponge bob'daki bay yengec cinsi. Heryerde yollarda bir suru olu, canli yengec. Cok komikler kiskaclarini parabol gibi yukari kaldiriyorlar ve yolun ortasinda bekleyip size saldiriya hazir bicimde bekliyorlar. Albert Amerika'dan geliyorlar dedi, ama benim neden nicin geldikleri konusunda bir fikrim yok.

Plaja ulastik, yumusak kumlar ve akdeniz. Denize girdik, 31 ekim, evet.


Kisa geciyorum,

aksam disari cikti, yumurtalari alip saat 1 gibi, 17 tanesini firlattiktan sonra bir arkadas grubu bize seslendi, biraz tinmadik cunku yumurtalarimiz var ve en azindan ben ne tepki vericeklerini bilmiyodum. Yanimiza geldik facebook'umu istediler, albert'inkinide istedikler. Sonra beyaz-sari seyleri siz mi attiniz diye sordu bende hangi yumurtalari ne kadar sacma bi soru dedm, sonra albert mert ben onlara soylemistim dedi, albert dedim fuck you. haha. Sonra albert onlara turkiyede boyle bir gelenegin oldugunu halloween'da beyaz seyler attigimizi soylemis, iyi kivirmis en azindan. Fazla yumurtalari onlara verdik sonra eve donduk. 

Guzel.

Sevgiler.

Mert





Friday, October 21, 2011

uzun hafta sonu, ozet

Merhaba!

Yazmayali cok oldu, off cok yazicam ve az zamanim var, olabilecek muhtemel bir cumle dusuklugune, hevessizlige anlayis gostereceginize inaniyorum.

Pazar gunu Isabel'in butun ailesiyle birlikte yemege gittik, biz Turkler gibi kalabalik, sesli ve sirinler. Arkadaslarimla dag tirmanmaya ve oglende birlikte vakit gecirmeyede gidebilirdim ama ailede iyidir, git bir gor bakalim nasilmis, 3 keredir seni gormek istiyorlar firsat olmadi bu firsati degerlendir, hem country house falan acar seni dedim. Iyi ki demisim, yolculuk disinda hersey guzeldi; 100kmcik. Yolda uyudum zaten ZZZZZZZZZzzzzz...

Gittik, vardik. Uzaktakilerin aksine cevresinde, nerdeyse hic ev yoktu, dagda bir kir evi gibi. Yukardakiler Isabel ve Jordi'nin kardesi. Jordi'nin kardesini sevdim, yuruyus yaparken yaklasik bir saat genelkultur konustuk. 20 yil ingiltere'de yasamis, ingiliz aksaginini cok sevdim. Giyinisi 90'lardan kalmis, ben gbegendim. Canim benim dedim, cok ama az miktarda gulumseyen biri dedim. 

Isabel'in kardesi Montser ve kizi Marta, yani teyzem ve kuzenim olurlar. Marta ilimli biri, fotografi gorunce suratindaki turk ifadesini farketmenizi anlarim, icide oyle. Ailedekilerin aksine o Ispanyolca konusuyor cunku esi Majorca'li. Kuzenim kac yasinda bilmiyorum az cok bir tahminde de bulunamadim. Moda okuluna gidiyor, on dislerinin ustunde ve dilinde birer korkunc piercing var. Sicak biri ve hep bueno-well, azizallah, oh, tamam,- diyor. O cevresinde katalanca konusuldugu icin katalanca konusuyor. Suna bir aciklik getireyim ki katalanlarin hepsi ispanyolca biliyor. Ama konusmayi tercih ederler, etmezler, beni ispanyol hukumetinden daha fazla alakadar etmez.

Umarim ilerde hic kopmayiz.

Yemegin amaci minik kuzen Sergie'nin dogum gununu kutlamakti, 15 ekimde 4 yasina basti. 

Cok tatli bisi, ona hep bu nedir bu nedir diye soruyorum, oda cevap veriyor.  Ben kelimeleri ogreniyorum oda oyun oynuyor. 
Isabel'in babasi Joan-sanirim suan evde kimse yok soramiyorum-, yani ailemizin dedesi. Benimle hep ingilizce ya da ispanyolca konusmaya calisiyor, anlamayinca yuksek sesle bagiriyor ya da anladigimi kabul ediyor. Bizimle ayni kasabada yasiyor. Buraya geldigim ilk gunlerde kapi calmisti ve dil bilmedigim halde niye yaptiysam kapiyi acmistim ve Joan gelmisti, konusamadik tabi ve iceri girdi sonra mutfaktaki sandalye ye pantolonunu birakti, ustundekini degil tabi ki elinde tuttugunu. Sonra gitti. 
Empati kurun ve neler hissettigimi bir dusunun, baya sasirmistim ama tanidiktir rahat ol mert dedim, guldum gectim.


Sergie. Bizim Alikemal gibi. Farkli tarafi kendi yemegini kendi yiyor, 4 yasinda bisiklet suruyor kendi bisikletini tasiyor ve asla aglamiyor. Benimde ilerde olursa boyle olsun.

Sagdaki bayan Isabel'in annesi. Barselona'da yasiyor, bizden 40 dakika uzak yani :) Bana hep kendi torunuymus gibi davraniyor, benim anneannem gibi, ehe. Soldaki beyefendi Sergie'nin babasi.



Anna, Sergie'nin ablasi. Benim icin Mert Izquierdo Bofill diyor ve beni gercek kuzeni saniyor, 9 yasinda oda tam bir pofuduk. 

Evde biftek yedik. Aile oldugu icin belkide bilmiyorum ama isbolumu vardi, erkekler daha az calisti ama kadinlarin hepsi esit miktarda calisti, yani burasi senin evin sen hizmet ediceksin lan durumu olmadi, Turkiye'de oluyor da, oyuzden diyorum... Yemekte ekmekleri aldim onume birsuru pa amb tomaquet yaptim, domatesli ekmek yani. Beni cezbeden tarafi domates-zeytinyagi ve PRATIK olmasi. Birde domates kizartiyorlar onu cok seviyorum, Turkiye'de de turevleri var tabiki. Yemekten sonra pastamiz geldi, Sergie'nin hediyelerini verdik. Yine cava ictik ama bu sefer az ictim, sonra fosur fosur uyuyorum...

Ciktik evden, yuruyuse. Ama yuruyusten once domuz ciftligine bakalim dedik.


Tanrim bu kadar igrenc kokan bir yer olamaz.

Isin kotu tarafi burdaki koyun gecim kaynagi domuzlarmis, heryer domuz ya da domuz pisligi kokuyor! Gorunusu komik hayvansin, sirin hayvansin ama bu kadar pis kokulmaz yani. Gerci bende butun gun kakami yesem bende kotu kokardim...
Bizim grup budur.


Daha yazamiycam, az yazicam, sikildim cunku 1.5 saat oldu.

Dun barselona macini izledik. Maci film izler gibi izliyorlar, konusulsun istemiyorlar. Kurstan Jerome adinda Fransiz bir adamla tanistim, bana fransizca ogretecek. Bakalim palavra mi yoksa gercekten ogretecek mi. Haftasonu AFS kampi var, bu aksam japon arkadasim Koshiro'nun evinde kalacagim, yarin birlikte barselonaya gidecegiz. Kasim da ya da ocakta okulun gezisi var, kayak tatili, Julie'yle birlikte gidecegiz. EGLENICEZ!

Ablamla skypte konustum, canim ozlemisim. Burda hava buz gibi olmaya basladi. Insanlar beni sevmeye basladi. Mektuplar gelmeye basladi...

Fizikten 4/10, matematikten 10.75/11 aldim.

Sevgiler

-mert




Saturday, October 15, 2011

Cursio abans de Caba

Merhaba.

Iyiyim, tesekkurler, az yorucu ve monoton bir haftayi daha geride biraktim. Suan beni alerji yapan minik yorganimi bacaklarima cektim, hava bugun sogudu.

Bu hafta burda ikinci defa bulutlari gordum-ilk defasinda dolunayin onunu kapatip gece yuruyusumuzu tatsizlastirmislardi.- Gokyuzunun derinliklerine acilan pencereler gibi, gunisiginin ilk saatlerinde yuzlerini gosterdiler bana: biraz pembe, biraz uzgun. Gecmisi kapatan islevsiz pencereler gibilerdi, ihtiyacim olmayan; bugune kadar neden karsima cikmadiklarini da anlamiyorum. Julie ile yine okula yuruyorduk her sabah ki gibi, oda bulutluydu, bugunki gibi. Bana karsi davranislari bir gunde degisti, nedeniyle ilginlenmekle birlikte dusunmek istemiyorum. Yakin arkadaslar ya da fazlalarinin zamana ihtiyaclari vardir, ne kadar zamana? Devinimlerin anlik oldugu ya da kontrol edildigi anlar vardir. Ben cozemedim.

 Dogum gununden 2-3 gun once J ile bir yeni yil muhabbeti gecti, dedim J yukardaki iyiligini versin dogum gununu unuturmuyum, hazir konu acilmisken kendi dogum gunumude soyledim, onlarda benimkini ogrensin, unutmasin.

55 yasina girdi, canim benim.

EHE!


Carsamba gunu Jordi'nin dogum gunuydu, annemlerin gonderdigi 10 kiloluk kolinin %15'i olan lokumlari ona dogum gunu hediyesi olarak verdim birde Turkiye'den alip vermeyi unuttugum kitap araliklarini verdim. Cok mutlu oldu, oldular. Bunlari nasil yaptim? Okula gitmedim cunku okul yoktu; burda Colombus gununu kutladik; http://en.wikipedia.org/wiki/Columbus_Day burda adi Fiesta Nacional olarak geciyor. Christopher Colombus'un Amerika'yi kesfetmesi yani. Detayli bilgi icin link verdim, wikipedia'dan fazla bilmiyorum. Soyleyebilecegim sey Katalanlar'in bugunu tatil olmasi disinda pek sevmedigi, cunku Colombus Ispanyol ve Katalanlar Katalan. Kahvaltimizi ettikten sonra arkadaslarimizin evine gittik. Bulusup zorlu olmayan bir parkurda-yaklasik 11km- yuruyuse cikmak uzere yola koyulduk, o anlari gunlugume soyle yazmisim:

-Bugun gunlugumden mahrem sayilmayan alintilar yapacagim-

"... Bugun Jordi'nin dogum gunu, bu yaziyi yolculugumuzda yaziyorum. Yuruyus yapiyorum daglarda yuruyorum sonra bir arkadasimizin evinde yemege gidecegiz... Ve daha once vermedigim kitap araligini hediye ettim. Keske biraz muzigim olsaydi simdi. Terledim ve duygusallastim..."

Yuruyus yaparken genelde siranin basini ben cekiyorum, kosuyorum, dinleniyorum gunluk yaziyorum sonra yoluma devam ediyorum.

Sonraki anlarimi soyle kaydetmisim:
MERT YAZAL BURDA, AYIK OLUN!

16.00

"Ebeveynlerimin arkadasilarina geldik-ondan once, yuruyusten sonra, eve gidip mayolarimizi aldik- giyindik ve havuza girdik sonra atistirdik- Atistirdigimiz seyler yesil zeytin, cips ve bira. Burda ki yesil zeytinleri sevmiyorum, aliskin degilim boyle bir garip, Isvicre peyniri gibi. "Ve yemek yedik. Burda bir arkeologla tanistim. Firat Nehri'nde kazilar yapiyormus; Suriye ve Gaziantep'te." Yemekleri cok sevdigini soyledi, sonunda Turk yemeklerinin potansiyelini bilen biriyle karsilastim dedim, cok sevindim o an. Yemek boyunca ayni Turkler gibi politika konustular ama baslik farkliydi; Katalan Devrimi. Bende zaman zaman konusmalara katildim, guleryuzlu sirin insanlara. "Yemekten sonra yani simdi sampanyalarimizi-burda cava deniyor, caba diye okunuyor- iciyoruz. Ikinci siseyi actik. Turk dilinin yapisindan konustuk, simdide iletisim kapasitesini konusuyuruz." yazmisim. Bunu yazdiktan 10 dakika sonra sezlonga uyumaya gittim, guneste vuruyordu tatli tatli...

Eve geldigimde yarin ki fizik sinavim icin calismam gerekiyordu, 1 saat kadar fizige degil ama Katalanca'ya calistim cunku bu sene gordugumuz konular benim gecen sene gordugum konular.

Persembe gunu 6.26'de olan trenimi kacirdim, bir sonrakiyle, dil kursuna, gitmek icin Helena'yi bekledim.

Size dil kursumu anlatayim:

Kac kisi oldugumuzdan emin degilim ama az cok 10 kisiyiz. Sinifta fasli, fransiz, kolombiyali, gurcistanli, ghanali, bolivyali, cinli, uruguayli, kubali insanlar var. En kucuk benim, benden sonra en genc insan 25 yasinda. Guzel yorumlari kendime saklayip, ilgi cekebileceklerini dusunduklerimi yazacagim, mesela:

Yanimdaki Cinli biraz garip, otururken ayaklarini one arkaya dogru salliyor, adimla hitap etmek yerine konusmak icin koluma vuruyor ve onunla konusurken baska yone bakiyor. Yanimdaki Gurcistan'li gece kiyafetiyle geliyor ve feci sekilde sigara kokuyor. Bolivyali arkadasin saclari cok komik, gercekten bir kirpi gibi hepsi hava dikik ve hafif arkaya yapisik. Ghanali kadin hayatimda gordugum en kalin dudaklara sahip. Urugayli kiz o kadar cekingenki birsey sormaya utaniyor. Kubali kadin yaklasik 70 yasinda ve dil ogrenmek istiyor, onu azminden dolayi gerceken tebrik ediyorum...

O insanlar icin cok fazla iyi ve kotu yorum yapabilirim. Yapmak istedigim yakin ve uzak gelecekteki hayatim icin bu farklilari sindirmis olmak. Bulundugum sinif belki 10 kisi ama her insan nerdeyse birbirinden tamamen farkli. Sadece BM tarafindan taninmis 192 ulkenin oldugunu dusunursek ve her ulkeye bolge bakimindan 100 kisi kotasini koyarsak 192.000 insan ve kombinasyonlari eder. Yazdigim farkliliklar beni rahatsiz etmiyor, sadece farkli. Farkli oldugunu dusunmesem kotu diye yazardim.

Bugunde Elisabet'le disari ciktik, saclarimi kestirdim, yarin barselona yollari tastan...
Irem Tastan'i severim.

Sevgiler.

Mert





Monday, October 10, 2011

Un altra dia

Merhaba.

Bugun de blog yazayim dedim.

Bugun pazartesi, sabah her zaman ki gibi 6.30'da once kalktim, sonra yine uyudum bi baktim saat 7.57 olmus, 13 dakika sonra arkadasim beni almaya gelecek... Ilk defa bu kadar gec kalktim, cunku 2 gun once gittigim parti ve dun aksam gec yattim. Bunlarin getirisi ise ilk ders uykusuzluk cekmek ve butun gun zombi gibi gorunmek oldu; aslinda o kadarda kotu degil ama ortalamanin altinda...

Ilk ders matematikti, koklu sayilarda eslenikle carpmayi ogrendik. Matematik ogretmeni cok hizli konusuyor, bence dusunmeden konusuyor, hosuma gitmiyor ama onu yadirgamiyorum. Biyoloji dersi bos gecti, arkadaslarimla konustum ve uyukladim. Sonra hatirlamiyorum. Ogle yemeginde yine arkadaslarimin yanina gittim ve kola ictim. Buraya geldigimden beri 2. kola icisim. Buraya geldigimden beri fast-food yemiyorum, ahhh. Ailem saglikli besleniyor ve bende onlarla birlikte yedigim icin, argo bir tabirle, arada kayniyorum... Mesela bu aksam karnibahar, patates... kremali bir corba ve et var. Paragrafin gidisatini dagitmayayim. Kolam icerken sandvicimi yemege basladim. Bugun ogrendim ki yedigim sey ordek etiymis, lezzetli lakin bir sure sonra bayiyor, kizarmisini daha cok seviyorum.

Julie bugun uzgundu neden bilmiyorum umarim onun icin hersey yolundadir. Helena'yla karsilastim, karsilastim diyorum, cunku gorusemiyoruz saatlerimiz uyusmuyor sanki, arkadasimi ozledim. Bugun hersey biraz daha iyiydi, parti ortamindaki samimiyet okulada yansidi, iyi oldu.

Fizik sinifinda, sinifa guvercin girdi ve butun sinifi ayaga kaldirdi. Aslinda bu blogu yazmamin amaci o guvercini unutmamak, haha.

Eve geldim, arkadasimla konustum sonra berbere gittim, bosuna gittim. Pazartesileri kapaliymis....Yahu adamlar o kadar rahat ki, 2.30 - 5.30 arasi ogle yemegi, is yok, pazartesi is yok, haftasonu yok, oh. Bende hergun siesta yapiyorum, bu isin sonu Turkiye'de ne olacak!? Sonra eve geldim, spor yaptim. Sonra internetten felsefe ve Turkce fizik calistim sonra arkadasim tuna tacettinoglu ile konustum, haftaya dogum gunu varmis ona kart atacagim... Simdi mutfaktayim, isabel ile konusuyoruz 5 dakikaya yemek yiyecegiz.

Sevgiler

Mert