Zamanim yok yazmaya dostlar...
Gecen haftasonu Fransa sinirinda bir daga gittik, ismi La Morina. Arkadaslar dostlar..... Ertesi gun zorlu bir yuruyuse ciktik, yagmur yagiyordu, 5 kat giyindim...
Yemeklerde servis yoktu, tabaklari mutfaga biz goturduk, malum hostel; boyle seylerin yasanmasi normal.
Ormanda yururken kaybolduk, sonra dagdan koye inip sora sora bulduk yoksa vay halimizeydi, bizim icin endiselenmisler.
Isabel'in arkadasinin restoraninda yemek yedik, hayatimda yedigim en lezzetli yemeklerdendi, sefin adi xavier ama soyadini hatirlayamiyorum.
Anlatacaklarim var anlatamiyorum burda, afs izin vermiyor haha.
Elisabet bana masaj yapti.
Hafta ici tirmanmaya gittim yine arkadaslarla.
Biyoloji kitabimi kaybettim sandim, sonra buldum okulda.
Arkadaslarimdan cok guzel bir mektup aldim, cok mutlu ettiler beni.
Filmler izledim.
Cumartesi gunu barselonada yasayan bir arkadasimla bulusacagim, afs-ispanyadan once taniyorum; dunya kucuk bak firsat oldu bulusacagiz.
Dun aksam montse'nin evine aksam yemegine gittim, forcada kardeslere odevlerinde yardim ettim, pat metheny konseri hakkinda konustuk ama 85-109 euro be abicim, BIR konsere okadar vermek istiyorummmmki bu ay harcamalarim oldu veremiyorum, ehe.
Didac'la bisikletle turladik, daglari, goyumuzu... Gal.la ile karsilastim, mezarliga girdik... Bisikletle micirli yolda viraja girdim, bariyere tosladim da durdum. Boyle bir blogun yazilamama ihtimali yuksekti yoksa.
Pazar gunu barcelona'da bisiklet yarisi var, 30 km. Cumartesi erken donup dinlenebilirsem jordi ile gidiyoruz.
Piyano calmak istiyorum evde piyano yok :F
Bugun helena'yla konustuk, kurs-spor donusu........
Uykum var, istanbuldaki ogretmenime mail atamadim.
Blog yazma sikligim ve yazdiklarim gittikce azaliyor cunku ozel hayatima dair seyler yapmaya baslayabildim. Demek istedigim oh yaptim degil artik yapabiliyorum, iletisim kurabiliyorum ki yapabiliyorum. Mutluyum be blog, ama sana daha nadir ugrayacagim artik.
Sevgiler
Mert
Friday, November 11, 2011
Wednesday, November 2, 2011
AFS, pals, la castanyada
Merhaba,
Iyiyim.
2 hafta sonu once AFS kampin vardi. Africa-afs gonullum, herseyi anlattigim insan, psikologum- ile konustuk, dertlestik.
Gece bir oyun oynadik Barselona'da bir metro duragindan diger metro duragina kadar kacan AFS'lileri Barselona'da aradik ve en yakin metro istasyonuna goturduk. Cok yorucuydu. Bu aktiviteden sonra bir parka gittik, konustuk, vakit gecirdik. Parkta bir oyun aletinde - simsiki tutunuyorsunuz ve donuyorsunuz ve cok eglenceli- nerdeyse kusana kadar donduk, hahaha:D Alman bir kiz benimle bunun kac bira etkisi yaptigini tartisti, bana gore 3 ona gore 8.
Burda dagcilik sporuna basladim, sinifta bir kac arkadasim da yapiyor. Spor salonunda tirmandigimiz zaman digerlerini gormekte mumkun oluyor, boylelikle okuldan sonrada istedigim/istemedigim tipleride gormek durumunda kaliyorum ki bu iyi birsey benim icin.
Haftasonu karen ve bir arkadasiyla kahvaltiya gittik barcelonaya, arkadasinin adi Jordi, 2r batxillerat karen gibi barselona'da okulu, escinsel. Kahvaltida bikini isimli tostlardan yedik. Sonra alisveris yapmaya gittik, tirmanis, dag herneyse ayakkabisi aldim, bir kac hediye ve bileklik aldim. VE VE 2.5 ay sonra ilk defa fast-food yedim, neyse oraya gelicem. Alisveristen sonra Jordi bizden ayrildi cunku eve gidip ders calismasi gerekiyormus. Sonra bizde meyvelerimizi aldik karenla, gittik bir meydanda oturduk konustuk fotograf cektik kaykaycilari izledik sonra tak chloe aradi barselonadaymis o geldi, iste sonraaaaa KFC'ye gittik. Chloe amerikali ve Kentucky'de yasiyor, elemanlara chloe'ye bedava tavuk vermeleri icin ne kadar israr etsekte reddedildik. Yemek yedik, mun, yahudiler ve toplumlarin rasyonelligi hakkinda konustuk. Sonra Fnac'e gittik, bi kac kozmetik urunu aldilar, bende milleti kestim. Sonra karen ustumde erotik bir kac hareket gosterdi, ogretti. Sonra farkli hareketli birbirimizin ustunde cesitli kombinasyonlarda denedik. Sonra yine konustuk, konustuk.
Insanin burda konusmaya ihtiyaci oluyor, lakin yeni dile cok hakim olamadiginiz icin kendinizi oldugunuz gibi anlatamiyorsunuz ya da hissettiginiz gibi, cunku farkediyorum ki insanin ana dili kimligiyle bir butun. Bir ispanyol, duygu dusuncelerini 2 aylik Turkce'yle ne kadar anlatabilir, misal...
-Gun basinda 3 euroluk barselona biletimi kaybettim ve gittim bi daha aldim. 6 Euro'ya barselona'ya gittim, bi daha ASLA! bana iyi ders oldu, 6 euro yaaa-
Sonra trene gittim, bilet aldim. Trene dogru giderken elisabet'le clara'yi gordum-iki kardesler. Onlar bana yolda eslik etti ve aksam yemegi icin eve cagirdilar. Kabul ettim. Trenden indikten sonra anneleri beni arabayla eve birakti, canim. Sonra onlara yemege gittim, judith isimli bir arkadaslariyla tanistim. Hatun guzel ancak tarzindan kaybediyor, uzgunum, kaybettin.
Yemekte spagetti, biftek, spagetti, pa amb tomaquet, salata, creme de catala ve adini hatirlamadigim bir tatli daha yedim, cok yedim :(
Elisabet'in ajandasina minik notlar yazdim. Sonra tiyatroya gittiiiiik. Hep birlikte, buenos aires'ten katalunya'ya gelen bir kadinin hikayesini anlatan monolog. Gittigimde okul arkadaslarimida gordum, oyuncu bir arkadasimin annesiymis. Onlarla da konustum, gordugume cok sevindim. Oyunun dili arjantin ispanyolcasi ve katalancaydi. Ispanyolca'yi anlayamadim, ama katalanca'nin tamamini anladim. Sonunda ulkenin nerde oldugu veya hayatini nerde yasadigin onemli degil, onemli olan hatirladiklarin, arkadaslarin ve anilarin diye bitirdi, dedim ki, sen mukemmel birisin bana bir suru duygu yasattin. 3-4 dakika alkislandi, sonra ayakta alkislandi, gozleri doldu oyuncunun, benimde dolmus olabilir hatirlamiyorum. Cunku konu sizle alakali olunca, izlediginiz seyin yasattigi cok daha yogun oluyor, turkce olsaydi bu kadar etkilenmezdim ve bu oyun turkiye'de olsaydi bu kadar etkilenmezdim belkide, bilmiyorum cok begendim.
Sonra tavuklarin yumurtladigi kucuk beyaz sey nedir, bakin az once yazdim. Sifreyle verdim ki arada google translate yapan uyaniklar oluyor burda. Neyse iste onlardan 20 tane aldik hallowen icin.
Ertesi gunu pals'a gittikAilemin yazlik evine. Ahanda boyle bir ev;
Ev ve bahcsi biraz buyukcene cunku bahcede bisiklet yarisi yaptik ama buyuk ev sevmiyorum, 15 odaya gerek yok bir evde bizim gibi bir grup gelmedikce, oda nadirdir. Denizden 4 kilometre uzaktaydik.
Pals nasil bir yer?
Gelida'dan biraz daha kucuk ve turistik bir koy. http://en.wikipedia.org/wiki/Pals
Geldigimde voleybol oynamamiz icin didac ve albert agi kuruyorlardi, onlara yardim ettim. Sonra isabel ve jordi'nin arkadaslari geld, 13 yasinda alex diye bir cocuklari var. Alex olgunlasmamis limonlari koparip firlatmayi seven, hep sikayet eden bir cocuk, oda oyle napalim.
Yemekten sonra yetiskinler sarhos oldu ve o halde bizimle voleybol oynadilar, oynamasi, izlemesi cok zevkliydi. Sonra albert ve didac havuza girdi, ben girmedim cunku o anda sicak suyumuz yoktu ve gunes batmaya baslamisti.
Iyiyim.
2 hafta sonu once AFS kampin vardi. Africa-afs gonullum, herseyi anlattigim insan, psikologum- ile konustuk, dertlestik.
Gece bir oyun oynadik Barselona'da bir metro duragindan diger metro duragina kadar kacan AFS'lileri Barselona'da aradik ve en yakin metro istasyonuna goturduk. Cok yorucuydu. Bu aktiviteden sonra bir parka gittik, konustuk, vakit gecirdik. Parkta bir oyun aletinde - simsiki tutunuyorsunuz ve donuyorsunuz ve cok eglenceli- nerdeyse kusana kadar donduk, hahaha:D Alman bir kiz benimle bunun kac bira etkisi yaptigini tartisti, bana gore 3 ona gore 8.
Biz boyleyiz, sirin bir grubuz, orda olmayan bir kisi var; Elsa Jarbur, isvecli arkadasim, dun ulkesine dondu. Cunku ailesi ona cok kotu davraniyordu ve AFS inatla ulkesini degistirmedi. Oda dayanamadi ve gitti. Isimleri soldan yukardan sag dogru baslayip yazicam; lisa gonullu victor-paul, celine, marcello, koshiro, ronja, essi, michelle, teresa, mickey, mert, karen, maya, marcello, willow, jessica, claire, chloe, lara, nichole, gonullu-abaza ve sahil.
Haftasonu karen ve bir arkadasiyla kahvaltiya gittik barcelonaya, arkadasinin adi Jordi, 2r batxillerat karen gibi barselona'da okulu, escinsel. Kahvaltida bikini isimli tostlardan yedik. Sonra alisveris yapmaya gittik, tirmanis, dag herneyse ayakkabisi aldim, bir kac hediye ve bileklik aldim. VE VE 2.5 ay sonra ilk defa fast-food yedim, neyse oraya gelicem. Alisveristen sonra Jordi bizden ayrildi cunku eve gidip ders calismasi gerekiyormus. Sonra bizde meyvelerimizi aldik karenla, gittik bir meydanda oturduk konustuk fotograf cektik kaykaycilari izledik sonra tak chloe aradi barselonadaymis o geldi, iste sonraaaaa KFC'ye gittik. Chloe amerikali ve Kentucky'de yasiyor, elemanlara chloe'ye bedava tavuk vermeleri icin ne kadar israr etsekte reddedildik. Yemek yedik, mun, yahudiler ve toplumlarin rasyonelligi hakkinda konustuk. Sonra Fnac'e gittik, bi kac kozmetik urunu aldilar, bende milleti kestim. Sonra karen ustumde erotik bir kac hareket gosterdi, ogretti. Sonra farkli hareketli birbirimizin ustunde cesitli kombinasyonlarda denedik. Sonra yine konustuk, konustuk.
Insanin burda konusmaya ihtiyaci oluyor, lakin yeni dile cok hakim olamadiginiz icin kendinizi oldugunuz gibi anlatamiyorsunuz ya da hissettiginiz gibi, cunku farkediyorum ki insanin ana dili kimligiyle bir butun. Bir ispanyol, duygu dusuncelerini 2 aylik Turkce'yle ne kadar anlatabilir, misal...
-Gun basinda 3 euroluk barselona biletimi kaybettim ve gittim bi daha aldim. 6 Euro'ya barselona'ya gittim, bi daha ASLA! bana iyi ders oldu, 6 euro yaaa-
Sonra trene gittim, bilet aldim. Trene dogru giderken elisabet'le clara'yi gordum-iki kardesler. Onlar bana yolda eslik etti ve aksam yemegi icin eve cagirdilar. Kabul ettim. Trenden indikten sonra anneleri beni arabayla eve birakti, canim. Sonra onlara yemege gittim, judith isimli bir arkadaslariyla tanistim. Hatun guzel ancak tarzindan kaybediyor, uzgunum, kaybettin.
Yemekte spagetti, biftek, spagetti, pa amb tomaquet, salata, creme de catala ve adini hatirlamadigim bir tatli daha yedim, cok yedim :(
Elisabet'in ajandasina minik notlar yazdim. Sonra tiyatroya gittiiiiik. Hep birlikte, buenos aires'ten katalunya'ya gelen bir kadinin hikayesini anlatan monolog. Gittigimde okul arkadaslarimida gordum, oyuncu bir arkadasimin annesiymis. Onlarla da konustum, gordugume cok sevindim. Oyunun dili arjantin ispanyolcasi ve katalancaydi. Ispanyolca'yi anlayamadim, ama katalanca'nin tamamini anladim. Sonunda ulkenin nerde oldugu veya hayatini nerde yasadigin onemli degil, onemli olan hatirladiklarin, arkadaslarin ve anilarin diye bitirdi, dedim ki, sen mukemmel birisin bana bir suru duygu yasattin. 3-4 dakika alkislandi, sonra ayakta alkislandi, gozleri doldu oyuncunun, benimde dolmus olabilir hatirlamiyorum. Cunku konu sizle alakali olunca, izlediginiz seyin yasattigi cok daha yogun oluyor, turkce olsaydi bu kadar etkilenmezdim ve bu oyun turkiye'de olsaydi bu kadar etkilenmezdim belkide, bilmiyorum cok begendim.
Sonra tavuklarin yumurtladigi kucuk beyaz sey nedir, bakin az once yazdim. Sifreyle verdim ki arada google translate yapan uyaniklar oluyor burda. Neyse iste onlardan 20 tane aldik hallowen icin.
Ertesi gunu pals'a gittikAilemin yazlik evine. Ahanda boyle bir ev;
Ev ve bahcsi biraz buyukcene cunku bahcede bisiklet yarisi yaptik ama buyuk ev sevmiyorum, 15 odaya gerek yok bir evde bizim gibi bir grup gelmedikce, oda nadirdir. Denizden 4 kilometre uzaktaydik.
Pals nasil bir yer?
Gelida'dan biraz daha kucuk ve turistik bir koy. http://en.wikipedia.org/wiki/Pals
Geldigimde voleybol oynamamiz icin didac ve albert agi kuruyorlardi, onlara yardim ettim. Sonra isabel ve jordi'nin arkadaslari geld, 13 yasinda alex diye bir cocuklari var. Alex olgunlasmamis limonlari koparip firlatmayi seven, hep sikayet eden bir cocuk, oda oyle napalim.
Yemekten sonra yetiskinler sarhos oldu ve o halde bizimle voleybol oynadilar, oynamasi, izlemesi cok zevkliydi. Sonra albert ve didac havuza girdi, ben girmedim cunku o anda sicak suyumuz yoktu ve gunes batmaya baslamisti.
Ben yinede onlarin fotografini koyuyorum: alex ve albert.
Dingoyla oynadik. Aksam disari ciktik, halloween-la castanyada- icin nereye kucuk sari-beyaz 20 sey atsak analizi yaptik...............
Ertesi gun bisikletleri aldik, plaja dogru yola koyulduk.
Yolda birsuru pirinc tarlasi ve yengec vardi. Kirmizi yengeclerden, sponge bob'daki bay yengec cinsi. Heryerde yollarda bir suru olu, canli yengec. Cok komikler kiskaclarini parabol gibi yukari kaldiriyorlar ve yolun ortasinda bekleyip size saldiriya hazir bicimde bekliyorlar. Albert Amerika'dan geliyorlar dedi, ama benim neden nicin geldikleri konusunda bir fikrim yok.
Plaja ulastik, yumusak kumlar ve akdeniz. Denize girdik, 31 ekim, evet.
Kisa geciyorum,
aksam disari cikti, yumurtalari alip saat 1 gibi, 17 tanesini firlattiktan sonra bir arkadas grubu bize seslendi, biraz tinmadik cunku yumurtalarimiz var ve en azindan ben ne tepki vericeklerini bilmiyodum. Yanimiza geldik facebook'umu istediler, albert'inkinide istedikler. Sonra beyaz-sari seyleri siz mi attiniz diye sordu bende hangi yumurtalari ne kadar sacma bi soru dedm, sonra albert mert ben onlara soylemistim dedi, albert dedim fuck you. haha. Sonra albert onlara turkiyede boyle bir gelenegin oldugunu halloween'da beyaz seyler attigimizi soylemis, iyi kivirmis en azindan. Fazla yumurtalari onlara verdik sonra eve donduk.
Guzel.
Sevgiler.
Mert
Subscribe to:
Comments (Atom)
